Doğruluk rehberin olsun her zaman,
Zalimin elinden dileme aman.
Dağılır başından o kara duman,
Yalanla örülen duvardan sakın.
Gönlünü yüksekte tutma, eğil,
Filibe’nin bağlarından bir rüzgar koptu,
Genç Abdi’nin duası Çanakkale’de sustu.
On dört yaşında bir çocuk, elinde tahta bavul,
Zeytinli’nin bağrına ekti bizi o davul.
Nema dedik hüzne, sedni dedik umuda,
Yüreğim bir dergâhtır, derdi zikir eyleyen;
Gözlerimden süzülür, hicranın kara seli.
Gönlüm sensiz perişan, her demde "ah!" eyleyen,
Kaderime yazılmış, bu sevdanın çileli.
Hasretin bir urganmış, boğazımda gizlice,
Tanrıların yurdudur, yüce Kaz Dağları’nız,
Gök mavisi sulara, uzanır yamaçları.
Zeytin denizindedir, yeşil saltanatınız,
Taç yapar her bir dala, zeytinin ağaçları.
Oksijen çadırıdır, solukların en hası,
Akçay'ın kordonunda,
İlham var her tonunda.
Bir mani de ben yazdım,
Dostluğun şanında.
Dokuz kapıdan geçtim, dokuz niyetle sustum,
Dokuzuncu frekansta içimdeki çığlığı kustum.
Bir yerden sonra insan kendi sesine sağır oluyor;
En çok da kalbinin attığı o kör noktada.
Felek pusu kursa, yollarım donsa
Zemheri ayazı, tenimi yaksa
Umut dallarımı, rüzgârlar kırsa
İçimdeki sevda, sönmeden durur.
Önce özüne bak, tart her halini,
Doğruluktan yana uzat elini.
Lal eyle gıybetten paslı dilini,
İrfan meclisinden kovmasınlar can.
Sırtında yamalı, heybe torbası,
Yüzünde yıllar izi Köylü Dayı.
Evinde damalı, bitmez çorbası,
Hüznünde yollar bizi Kölyü Dayı.
I.
Yürüyor!
Adımları toprakla akraba,
Elleri nasırlı,
Yüreği bir dünya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!