Otuz yıl boyunca dik durdu başım,
Nurun kalbindedir ekmeğim, aşım.
Hakikat yolunda akarken yaşım,
Gönül sarayımı nur ile sardım.
Karanlık dağılsın, ışıklar saçılsın,
Gönül kapıları, ardınca açılsın.
Güzellik yoluna, güllerce saçılsın,
Yedi kat göklerden, süzülür bir huzur,
Aydınlık bir sevda, kalbimizde durur.
Nur-u Velayet...
Gönül aynasını sildiler akça, Hakikat dilini bildiler pakça, Menzile ulaştı hepsi bir hakça, Nurdan saraylara girer evliya.
İda’nın başından bir ışık doğar,
Kötünün yolunu o nurla boğar.
Enlil’in şavkıdır, pak beyaz yağar,
Gönülden gönüle kurulur dehliz.
Gönül bir kuru daldı, geldim aşk meydanına,
Canım kurban adandı, uydum Pir divanına,
Nefsim benden utandı, girdim can cananına,
Bu bir ilahi şandı, koştum Hakk fermanına.
ÖĞRENDİM...
Hamdım, hayat denen, ulu dergâhta,
Piştim, sabır denen, kutlu tezgâhta,
Baktım bin bir heves, varken bu ahta,
Ben en önce susup, durmak öğrendim.
Açtın irfan perdesin,
Gönlümdeki yerdesin,
Sen cehli hep ezersin,
Yolumsun öğretmenim.
OKU DAVETTİR.
"İkra" dedi usta, bir nida koptu,
"Kra" ile ruhum menzili öptü.
Çağırmaktır aslı, bir kutlu davet,
Gönül sofrasına kuruldu hikmet.
Yıldızlar dökülür, gök çat çat yarılır
Dağlar hallaç gibi göğe savrulur
Bütün mahlukat tek safta kurulur
Çağrılır cümle can bir ilan ile.
GeliŞin bahar gibi, doğar garip gönlüme,
Sevgİnle ışık yaktın, benim sönük günüme,
Bilgİli dostlar ile, bakmam artık dünüme,
HatıRla bu dostunu, dostluk bize hal olur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!