Akçay'ın kordonunda,
İlham var her tonunda.
Bir mani de ben yazdım,
Dostluğun şanında.
Dokuz kapıdan geçtim, dokuz niyetle sustum,
Dokuzuncu frekansta içimdeki çığlığı kustum.
Bir yerden sonra insan kendi sesine sağır oluyor;
En çok da kalbinin attığı o kör noktada.
Felek pusu kursa, yollarım donsa
Zemheri ayazı, tenimi yaksa
Umut dallarımı, rüzgârlar kırsa
İçimdeki sevda, sönmeden durur.
Önce özüne bak, tart her halini,
Doğruluktan yana uzat elini.
Lal eyle gıybetten paslı dilini,
İrfan meclisinden kovmasınlar can.
Sırtında yamalı, heybe torbası,
Yüzünde yıllar izi Köylü Dayı.
Evinde damalı, bitmez çorbası,
Hüznünde yollar bizi Kölyü Dayı.
I.
Yürüyor!
Adımları toprakla akraba,
Elleri nasırlı,
Yüreği bir dünya...
Sen, yüzünde asırların yorgun coğrafyasını taşıyan adam,
hangi dağın rüzgarı yonttu o granit bakışlarını?
Ellerin... Ah o ellerin dayım,
her biri, toprağın bağrına basılmış mühür,
Ula şavkıdı gene gün, damların üstüne düştü,
Horoz ürmeden uyandı bizim avlu.
Anam tandırın başında,
Eli unlu, yüzü bin parça ömür çizgisi...
Bir kuyruklu yıldızdım ben, çağların soğuk nefesinde.
Yörüngesi isyankar bir köz parçası,
boşluğun kadifesinde açılan gümüş bir yara.
Ne sesim vardı ne soluğum,
Yokluğunu giyindim bu sabah.
Üzerime tam oturdu.
Ne bir beden büyük, ne bir beden küçük.
Sanki derimden dikilmiş,
nefessiz bir zırh.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!