Sözde kaldı artık, yiğitlik mertlik,
Zora gelmeyince, insan kalmadı.
Çoğaldı dünyada, namertlik, sertlik,
Gönül yarasına, derman kalmadı.
Niyaz...
Eğdim başımı varlığın sonsuz eşiğine,
Sussun artık ne varsa, kelam geri çekilsin.
Bir nefeslik sükûnet dolsun ruhun kadehine,
Gönül, o büyük sessizliğin önünde eğilsin.
Yüce Rabbim, sensin gönülde durak,
Yarattığın alem yeşeren yaprak,
Emrin ile can bulur kara toprak,
Sensin bize en son varacak konak,
Karanlığı yaran sensin ey Rahman,
Balçıktan yoğruldu en saf cevherler,
Kibir ateşinden kaçar giderler.
Gökten inen o büyük beyaz nuru,
Alnında bir mühür gibi gizlerler.
Otuz yıl boyunca dik durdu başım,
Nurun kalbindedir ekmeğim, aşım.
Hakikat yolunda akarken yaşım,
Gönül sarayımı nur ile sardım.
Karanlık dağılsın, ışıklar saçılsın,
Gönül kapıları, ardınca açılsın.
Güzellik yoluna, güllerce saçılsın,
Yedi kat göklerden, süzülür bir huzur,
Aydınlık bir sevda, kalbimizde durur.
Nur-u Velayet...
Gönül aynasını sildiler akça, Hakikat dilini bildiler pakça, Menzile ulaştı hepsi bir hakça, Nurdan saraylara girer evliya.
İda’nın başından bir ışık doğar,
Kötünün yolunu o nurla boğar.
Enlil’in şavkıdır, pak beyaz yağar,
Gönülden gönüle kurulur dehliz.
Gönül bir kuru daldı, geldim aşk meydanına,
Canım kurban adandı, uydum Pir divanına,
Nefsim benden utandı, girdim can cananına,
Bu bir ilahi şandı, koştum Hakk fermanına.
ÖĞRENDİM...
Hamdım, hayat denen, ulu dergâhta,
Piştim, sabır denen, kutlu tezgâhta,
Baktım bin bir heves, varken bu ahta,
Ben en önce susup, durmak öğrendim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!