Zamanın çarkları pas içinde dönüyor, dostum,
gıcırtısı, gecenin kör boşluğuna işleyen bir paslı makas.
Kestiği ne bir kumaş, ne bir umut;
Balkona astım gömleğimi,
rüzgar giyindi.
Plak kaydında eski bir cızırtıyım, anlıyor musun?
Masanın üstüne bıraktım ruhumu,
köşedeki radyonun parazitleri gelip üstüne kondu.
Biz seninle pas ve porselendik
sürtündükçe kıvılcımlar saçan değil
birbirinin pürüzsüzlüğüne hırslanıp
sessizliği yontan iki ayrı madde.
Tahta sandalyelerde, yerimizi alalım,
Çekirdek çıtırtısı, keyfine tez varalım,
Açık hava sinema, hayallere dalalım,
O güzelim yıllara, yeniden gidelim biz...
Perişan...
Beton doldu yeşil dağın arası
Ağaçlar perişan, orman perişan
Kapanmıyor tabiatın yarası
Ceylanlar perişan, harman perişan.
Yıllar yılı, yola düştüm
Açan güle, dala düştüm
Kovan kovan, bala düştüm
Arı olup, buldum Rabbi.
Rahmetli Babam.
Zamanın amansız çarkında bir çınar devrildi önce,
Gölgesi göğsümde asılı kaldı.
Babam…
Kapında beklerler bir lokma için,
Dilleri varmaz ki söylesin niçin.
Yaratan lütfetmiş her biri seçkin,
Onlar bu dünyanın dilsiz kuludur,
Gönülden bakana rahmet yoludur.
Rakamların Kıskacında.
Bir can uyanır dünyaya, gözlerinde koca bir boşluk,
Anası "Saniye" der, babası "Rabia"...
Sanki bir nüfus kütüğüne düşülen kuru bir not,
Gönül bahçesinde güller açılır,
Rahmet kapıları gökten seçilir.
Yeryüzüne nurlar bir bir saçılır,
Mübarek ramazan sardı cihanı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!