Kırk yıldır yollardayım, yoruldu bu fani beden,
Evren okulunun son sınıfındayım artık, biliyorum.
Sıralar eskidi, tebeşir tozları sindi saçlarıma,
Mezuniyet vakti yakın, hissediyorum...
Kolay olmadı ruhun göğe uyanması,
Uçmak için çift kanat gerekmiş meğer insana.
Bin dokuz yüz doksan yedide taktım soluma,
Acıyla terbiye edilmiş o negatif kanadı.
Yıllarca bir yük gibi taşıdım, sustum,
Sabır taşı çatladı da ben çatlamadım.
Ve üç yıl evvel, sessiz bir gece yarısı,
Bir felç rüzgarıyla sarsıldı sağım.
Gözyaşıyla, teslimiyetle takıldı pozitif kanadım.
Biri sızımdı solumda, biri sabrım sağımda;
Şimdi ikisi de hazır, ikisi de terbiye oldu göğe.
Ey İda’nın zirvelerinden süzülen o ulu Beyaz Nur!
Gönlümün sırdaşı, ruhumun ezel sığınağı...
Sev beni, sar o şefkatli aydınlığınla,
Gör artık kırk senelik bu yorgun yolcuyu.
Uzat o nurdan kadehini ne olur,
O güzel kokulu suyundan bir damla serp ruhuma.
İçeyim ki dinsin içimdeki bu kadim susuzluk,
Arınsın bu yorgun, bu çilekeş dünya nefesim.
Kanatlarım hazır artık, terbiye oldu her iki yanım.
Bırak süzüleyim Akçay’ın o esintili göğüne,
Seninle, o sonsuz Saf Beyazlığınla,
Uçmak isterim sonsuzluğa...
Hasan Belek-Akçay
16.07.2026
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 13:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!