Öyle bir eşikte duruyorum ki şimdi,
Ne gitmek mümkün, ne olduğum yerde kalmak.
Seni sevmek;
Seni bulmak, jeologların tartıştığı bir tesadüf değildi;
kainatın, en sabırlı çatlağına sızdırdığı bir lavdı sadece.
Sen yokken ben, unutulmuş bir lehçeydim, sözlükleri yakılmış,
anlamını sadece rüzgârın bildiği, kimsenin konuşmadığı.
Alemler yok iken, var olan Sensin,
Karanlık üstüne, nur olan Sensin.
Görünmez gözlere, sır olan Sensin,
Kadir-i Mutlak O, Sensin O Allah.
Kâinat ayna oldu, seyre daldım özümü,
Sevda ateşi yaktım, unutturdum közümü,
Hakikat yoldaş sandım, söylediğim sözümü,
Geçtim dünyanın yüce ve ulu dağlarından.
Gönül sırdaşıdır, kader yazandır,
Hakikat yolunda daim ozandır.
Karanlık gecede ışık sızandır,
Umudu da çizer Kalem Destanı.
Kalma ki nefretimiz sevdamızı boğmasın,
Bu küllenmiş ateşten yeni bir kor doğmasın.
Kalma, hüzünlerimi gözlerine sürme hiç,
Kırık dökük dünyamı yollarına serme hiç.
Zaman, haritası kayıp bir çöl.
Her kum tanesi, unutulmuş bir soru.
Akıl, kervanını yitirmiş bir yolcu,
dudaklarında bin yıllık bir susuzluk.
Kapına geldim Rabbim, derinden pişmanım
Nefsimin esiriyim, hayli perişanım
Dindiremedim bir an, kalbimdeki isyanım
Merhamet deryandan bir, damla sunsan olmaz mı?
Yeşil giymiş dağlar denize bakar,
Tepesinden duman eksik olmuyor.
Yağmur ince ince durmadan akar,
Güneş naz eyleyip hemen doğmuyor.
Söndü kalpte ateşim
Dinmiyor hiç bu sızım
Düğümlendi nefesim
Çıkmıyor hiç avazım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!