🕊️
Yüreğimde bir sızı, demir atmış limana,
Boyun eğdim çaresiz, akıp giden zamana.
Bir tebessüm yüzümde, donuk ve sahte durur,
Senden kalan bir bakış, can evimde oturur,
Gittin Ansızın...
Baharım kış oldu, güllerim solup,
Bir veda sözünü ettin ansızın...
Gönlüm hicran ile, kederle dolup,
Sözünden dönerek gittin ansızın.
Filibe otide, dušata dalečna, spomen.
Vo Vrhoven sud Nedyelko Bekirov ima.
Čanakale miná, puti tesen, žal.
Filibe otide, dušata dalečna, spomen.
Vo Vrhoven sud Nedyelko Bekirov ima.
Čanakale miná, puti tesen, žal.
GİZLİ SELAM...
MeskEnim dağlardır, inme şehire
AğlıYor gözlerim, benzer nehire
HeybEmde dertlerim, sığmaz şiire
VücuDum yanıyor, kendi halime
Göğe Tutunan Eller”...
Bir sabah, eski bir sokakta yürüdüm
ve taşların arasından çıkan minik çiçekleri gördüm.
Her çiçek, sanki unuttuğum bir şarkının notasıydı,
her renk, gökyüzünden bana sızmış bir hatıra.
Bir yankı saklanıyor taşların kalbinde,
Kaz Dağı’nın sisinden süzülen
beyaz bir kuş kanat çırpıyor,
gökyüzünün çatlağında kayboluyor.
Gök Sofrasında Bayram...
Zamanın paslı kilidi kırılıyor bugün,
Ufukta gümüş bir ibrikten dökülen ışık,
Yıkıyor şehrin yorgun ve tozlu yüzünü.
Toprağın nabzını dinle, duyuyor musun o gürültüyü?
Köklerin karanlıkta verdiği o büyük savaşı.
Bir tohum, çatlatırken sabrın sert kabuğunu,
güneşe yazdığı mektubu okuyor yeşil bir dille.
Sanma ki unuttum seni,
her nefeste adını çağırıyor deniz.
Akçay’ın tuz kokan rüzgârı,
göğsümde taşıdığım gizli mühür gibi
hükmünü sürüyor hâlâ.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!