Sanma ki unuttum seni,
her nefeste adını çağırıyor deniz.
Akçay’ın tuz kokan rüzgârı,
göğsümde taşıdığım gizli mühür gibi
hükmünü sürüyor hâlâ.
Ben,
Yaşı altmış altı,
Ruhu binlerce yıllık bir savaşçı.
Ben, o beyaz kartalın gözüyüm.
Gönlüm.
Uzak yoldan geldik, menzilimiz bir,
Gönül aynasında ne toz kalır, ne kir.
Sözü Hak’ka bağlar can ile fikir,
Akçay’ın bağından esen yel gibi,
Bir garip sevdadır gönlüme düşen,
Hayalin peşinde dağları aşan,
Her gece sabaha aşk ile koşan,
Bu kervan menzile böylece gider.
Gönlün Minberi.,.
Bir gün, kalbimin kapısında durdum,
anahtarını kaybetmiş bir yolcu gibi.
Gözlerim göğe çevrildi,
orada bir ışık aradım,
Gönül...
Bahar gelince coşar, akar sözler,
Hasretle süzülür, bakışır gözler.
Aşkın ateşiyle tutuşur közler,
Vuslatın yolunda yorulur gönül.
Aşkın ateşinde kavrulur hicran,
Zamanın elinde yorgun bir kervan.
Gidenin ardından sızlar her bir can,
Hasretin yüküyle gönül ah eyler.
GÖNÜL AYARI... sadalyeden düştüm.
Gel gör bu can mülkünü, bir nefesle kurulur,
Vakit eriştiği an, akan sular durulur.
Kibir dağına çıkma, ayağın kayar bir gün,
Sırt üstü düştüğünde, kibir biter, yorulur.
Gönül bir deryadır, dalgası bitmez,
İçinde inciler, mercanlar saklar.
Aşkın rüzgârıyla, yelkeni gitmez,
O gizli limanda, umudu ekler,
Her zorlu gecede, sabrını aklar.
Gözlerinde bir damla, bin umut saklıdır,
Her bakışın ruhuma bir cennet katlıdır.
Adın geçse dilimde, gönül hoşnut kalır,
Seninle her an ömrüm bayrama atlıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!