Zaman,
parmaklarımın arasından sızan ince bir kum değil,
içimde birikmiş,
kristalize olmuş bir göl.
Her hareketimde çatırdıyor.
Kırık Pusula..
Yosun tutmuş kuyuların dibinde aradım seni,
sessizliğin çığlık attığı o en karanlık demlerde.
Hiçbir ayrılık, iki kişiyle başlamazmış meğer,
senden kalan o derin boşluğu kucakladım sadece, çaresizce.
Kırık Terazi..
Gökte yıldızlar küskün, ay ışığı soluk,
Suskun dudaklarda donmuş eski bir soluk.
Yüreklerde kor bir acı, her bakış donuk,
Bir feryat yükselir, kimsesiz, boynu buruk.
Bir şehir var içimde,
suskunluğu pas tutmuş kaldırımlarında,
gölgeler birbirine çarpa çarpa büyüyor.
Her köşe başında
KIRK BİR KERE MAŞALLAH (O'NUN AŞKINA)...
Kadir-i Mutlak'sın, sensin Yaratan,
Gönüle nurunu sensin akıtan,
Bizleri yokluktan varlığa katan,
Sensin tek Habibim, sensin can özüm.
Ey insan bencillikte ileri gidiyorsan
Ağayım paşayım diyorsan
İşte budur sendeki noksan
Hak da olmak için kitap okuyalım.Okumak da kalmışız geri
Suçlu saymışız kaderi
İşte budur insanımın kederi
İçimde dipsiz bir vadi,
yankısız.
Toprağına ne zaman düşmüşse tohumu,
kök salmış iki ağaç:
Biri zakkum, dalları göğsüme batan,
Akçay’da bir sancı, denizde bir yüz.
Zeytin yaprağının gümüşü vurur suya
kazdağları’ndan inen o bildik rüzgâr
alnımda biriken ter tanelerini değil
kalbimdeki görünmez yarayı kurutur.
Gönül bu,
Akçay'da denizin dövdüğü bir taş,
ne durgun ne dingin.
Her dalga bir anı bırakır gider,
tuzlu, ıslak.
Filibe’nin bağlarından bir rüzgar koptu,
Genç Abdi’nin duası Çanakkale’de sustu.
On dört yaşında bir çocuk, elinde tahta bavul,
Zeytinli’nin bağrına ekti bizi o davul.
Nema dedik hüzne, sedni dedik umuda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!