Dünya dediğin han, bizler yolcuyuz,
Bazen bulanığız, bazen duruyuz,
Ezelden ebede akan bir suyuz,
Hakk’ı bilmeyene yönümüz olmaz,
Seven gönüllerde günümüz solmaz.
Günün Kırık Pusulası...
Cebimde paslı bir anahtar,
açtığı kapıyı çoktan unutmuş.
Bu şehir, o anahtarın pasıyla yazılmıştı sanki
Arnavut kaldırımlarına sinen iyot kokusu
Toprağa düşen ilk, yağmur gibisin,
Gönül tezgâhımda, ince nakışsın,
Ruhumdan gözüme, gelen akışsın,
Sen böyle duru ve, sade güzelsin.
Gönlümde her mevsim bir çiçek açan
Etrafına neşe eyle gülücük saçan
Aklımı başımdan alıp da kaçan
Sen böyle duru ve sade güzelsin.
Hacı Bektaş Veli..
Horasan’dan kalktı, sevgiyle yürüdü,
Gönüllere birliği, beraberliği ördü,
Anadolu topraklarına nur saçtı Hünkar.
Dört kapı kırk makamı söyledi Hacı Bektaş Veli.
Filibe’den Akçay’a, bir göçün sancısıyla,
Dedem Abdi Bekirov, şehadet hancısıyla,
Toprak ana uyandı, kumpir plaketasıyla,
Pomak’ın lisanında, saklıdır hakkın sözü.
Gönlümün tahtına bir sultan gerek
Eğrilmez doğruya tam iman gerek
Hakk’ı bulmak için saf vicdan gerek
Yalandan riyadan kaçmak arzu hal
Vuslatın bağına uçmak arzu hal
Gönül bir dergâhtır, kapısı iman,
Her zerre zikreder, anar her zaman.
Silinir kalplerden, şüphe ve güman,
Affına sığındım, sendendir aman.
İsminle başlarım, her işe, söze,
Aşkınla yanarım, benzerim köze,
Rahmetinle bak, ne olur bize,
Sensin tek sığınak, Yüce Mevla'mız.
Bir fidan ektim umut bağına,
Su ver yeşersin diye dağına.
Kâh aldandım dünyanın ağına,
Giderim gündüz gece, hâl böyle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!