Yol yorgunuyum, hayaller yarım,
Hayat kısa, dar ruhum bezmiş.
Gönül bağım kavruluyor yine,
Kentler beton mezarlıklara terkedilmiş.
Kaç kilometre kaldı mutluluğa?
İçimde dinmeyen bir yorgunluk var,
Yüreğimin tam da ortasında.
Sol tarafımın içi yanıyor;
Kanatıyor acılarımı, ekim sonu, kasım başında.
Derin bir iç çekiş,
Bu hayatın çilesini çekmekten,
Şu omzumda taşımaktan yorgunum.
Dertleri, kederleri yüklenmekten,
Tekrarlanan yalanlardan yorgunum.
Kalbim yorgun, dizimde takatim yok,
Aşk denilen ne biçim bir illettir bu;
Garipliğimin içine geldi, düştü güzün.
Gidip gidip gelen ömür hikâyemde,
Göçebe kalbimde dolaşan bir hüzün.
Beterin beteri var dedikleri;
Nah şuramda öyle bir eksiklik var,
Karşıki dağlara yıldızım düştü.
Of etsem toz duman olur acılar,
Yalnızlık birkaç damla yaşla düştü.
Yakıldı talihten yana umutlar,
Ah, benim zavallı yüreğim,
Bu kaçıncı aldanış, söyle?
Otur dertlerinin üzerine,
Bir ağıt yak, gizlice.
Gözyaşlarınla yıka geçmişini,
Bir kaşık sevdaya bağlandı yüreğimin ipi,
Nefesimi kesen sensizlik, her gün tövbekâr.
En büyük yakarışım, kaderin kaderim olsun,
Hasretin vurur sırtımdan, ciğerime kadar.
Bir çift göz, bütün hayatımı sarıyor,
Sustukça kalbim ağrır,
Söz içte iz bırakır.
Aşk diye razı oldum,
Gülüşüm kan akıtır.
Yandı yüreğim ahla,
Yürek yarası yaralarsa,
Bir başka dokunur soluna.
Kalbimi göğsüne gömdüğün,
Çocuklar gibi ağladım kana kana.
Gönül bu hep bildiğini okuyor,
Fanidir, aldanma sakın yola.
Gönül, ne mal kalır ne mülk kula.
Yol da sensin, son yolcu da; anla,
Yürü bire, yürü, yalan dünya.
Sen bir yolcu, dünya da bir hancı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!