Hayat zaten zor, biliyorsun bunu;
Duvara tutunarak gidiyorum.
Bütün gelmişim, geçmişim yolunu;
Gamı unutmak için gidiyorum.
Bomboş odada yapayalnız kaldım;
Son yapraklar uçuşuyor,
Sonbaharın son ayında.
Son kez düşecek,
Toprak olacak, önünde sonunda.
Dün umudun rengiydi,
Aramızda ne çok sustuklarım var;
Senin duymadığın bendeki gerçeklerin.
Kulağında çınlamadı mı hiç bir hecesi?
Bir türlü bu söyleyemediklerimin.
Sustukça birikiyor içimde:
Söz ola yakar yüreği,
Elini dilinle bağlar.
Varken yok gibi olursun,
İnan ki bu kapanmaz yaradır.
Nedenler, niçinler içinde,
Çaresizlik, taştan da ağırdır.
Sözün tesiri yoksa, susacaksın;
Belki acıların en büyüğüdür.
İçin kor gibi yanar;
İçin için konuşursun bir ömür.
Sessiz sedasız kırılırsın işte;
Bu soğuk sokaklarda,
Bu acıtan şey yokluğunmuş meğer.
Dudaklarım gamlanır,
Gözlerime hüzün çöker.
O aynada gördüğüm yüz, ellerimi üşütür,
Gözünde yaş, gönlünde hep bir sızı;
Kar, kış yorganım, saçının beyazı.
O "bir yavrum" deyişin var ya annem,
Nefes almamın olmazsa olmazı.
En güzel yaratılan varlık sensin,
Rüzgârı kovalamak nedir bilir misin?
Sessiz testerenin dişlileri ardında,
Küçük bir damla, bir an kadar,
Her saat yara kelebeğin kanadında.
Dilin ucundaki kelimeler söner,
Dünya üç dört nefes kadar,
Gel gör ki o da hicran.
Saçını başını yoldurur,
Kan ağlatır firakta mizan.
İki gözü iki çeşme,
Koskoca boşlukta ruhum,
Sus yüreğim, ölüm gelsin.
Hüzün ektin gönle tohum,
Sus yüreğim, ölüm gelsin.
Özlem gün gün yaralıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!