Ömür dediğin sürekli düştüğün yol hali belkide
Dallara tutunamayan yapraklar gibi
Bir sonbahar yaşatır hayat vakitsizce...
Gerisi kış sonunda yeşerecek umutlara kalır.
Son nefesi tutabilirsen,
Tutunduğun dallar kırmazsa sevincini,
Önce yüzünde yeşerirdi dağlar
Sonra ömrüme eserdi serince rüzgârla
Gözlerinde derin dalgayla, denizler büyürdü
Mavi yürekli martılar konardı göğsünden göğsüme
Yelkenler açılırdı enginliklere, yüzünden gözlerime
Baharlar sende meyvelenirdi ilk önce
Öyle derin öyle ağır ki şu yaşama telaşı
Limanlarda keman çalan çocuğa baktıkça
Omuzlarımdaki yükler de çoğalıyor
Ah süt kokulu yavrucak
Simsiyah gözlerinden mavi bulutlar damlıyor
Ha yağdı ha yağacak
Öyle düşler kur ki
Ey insan
Bugünden yarına
Yorulsun hayat ısrarlı mutsuzluktan
Günü güneş değil
Mavi gülüşlü çocuklar aydınlatsın
Ağaçlar çiçeğe duruyorsa
Dağlar kuşandığı bembeyaz giysiyi indiriyorsa nehirlere
Bulutlar tüm kederli hallerinden sıyrılıp
Dal uçlarında yaprakları yıkıyorsa
Ve toprak ana tüm görkemiyle kucak açmışsa yenilenmeye
Kuşlar gökyüzüne kanat açıp süzülürken
Pervasız bir zamanın bahara hasret
düş mağdurlarıyız...
Uğultulu bir dönemde yorulup,
Çorak yüreklerin bir manzaralık
hayaline kapılıp ;
düştük yollara çaresizce...
Gülüşünden güneş damlayan
Dokunuşu ömür katan
Gözüyle
Sözüyle
Ve özüyle kendi olanlara sımsıkı sarılın lütfen..!
Zaman öyle tuhaf ki
Her akşam güneş batmadan önce hazırlardı salaş sofrasını
Tek kişilik olsa da o sade muhabbet
Çatal kaşık yerini aldı mı
Yavaş yavaş kalabalıklaşır
Gecenin zifirine inat yıldızlar yağardı yalnızlığına
Önce baş konuk yerini alırdı
Sözle
Gözle
Ya da yürekle dokunmanın yüceliği
Bir tıklamalık beğeniye teslim olmuşsa;
Doğallığın samimiyetin adresi
Sanal sevgilere emanet edilmişse
Güneş Nerede batarsa batsın
Manzara pek değişmez
Ancak her insanın yüreğine saplanışı farklıdır...!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!