Suretler çoğaldıkça anlamlı olan hayat,
bir yüzün çarpmasıyla kendi olur, tüm
varlığın en dibine dokunur. O güllerin
açıldığı yüz, bir karanlık varoluşa bakar
eğilip, zaman zaman. Görünmeyen
girdabın içinde kanaat olan alan, unut,
Tatlı esintilerle eriyen can, hayata akan
yanlışla yükselen, bütün dokularda kabul
edilmiş, güzel olana eğilirken, ürken.
Duyular şöleni ve giz perdesi, görünmeyen
ama, bilinen güç evreni. Suskunluğu ateşleyen
Zaman değirmen taşı, dünya onun yoldaşı,
Ezer geçer bir zaman, öte'ye kalır hası.
Hiçbirşeyin maliyetiyle başlayan günde, gözlerinden
damlayan ışık hüzmelerinde bir kayıp, ve uçan zaman
kuşları bizi anlatmayan derinliklerde, kondukları dallar
kırık, ama, tutunur, duyulur şarkıları her bilinmezde, biz de
anlarız bir gün, uçup giden ne. Baharsa, nasıl gelir, bilemezsin, o gelir, ama sen de gidersin, ve bakmışın zaman kuşları beklemede.
Birbirinden ayırmak, kimi, niye, sanki apak.
Bir yar açılır, düşer kendiliğinden, uzar sesle
ve aş, senle gelen, dur belki, varacak, zaten.
Ver, sen, sana geldikçe bayındır.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...