Tını kazısıdır bu çıkaran, ruha gömülmüş,
kayıp medeniyeti enkazlar arasından, yol
açan temellenmiş yapıya, verimleri kör
sıkışıklıktan kurtaran. Ulu bir dal yükselir mi
serinlik veren coşkuda, göz olmuş silinen sese,
öpüyor burda biteni ve sonra nasıldır, çiziyor
Yarılır beynimin damarları; ben çıkarım.
Sen günlük didişmenle uğraş, hırsında boğul.
Bütün gün çalışkan, işlek sokakları arşınlarım.
Kasvetli, gri bulutlar çöker ışıklı İstanbula,
dönerim evime. Bütün macera burda ve şimdi.
Işık sızmayan, el değmemiş ormanlarda ürkek
Gündelik gerçeğimiz
sihirli ölçeğimiz.
Kimseye zarar vermiyorsa,
neden söylemiyim.
Aslında severiz
Zaman da yarılır, beynim de,
azgın sular dolar, tenim dağılır.
Burda eski bilgilerin hükmü yok.
Yenilerine de benim gücüm yok.
Dağılsa şekiller, uçsam tüy gibi.
Dokunduğun her dal kırılınca mı açılır bitmeyen yalınlık,
kimlik kurup, sevinç dağıtan öncesizlik, akıl et, bıraktığın
zihin bayramlarını, yeni açılmış tatlı paketleriyle başlamış, el öpüp, zamanlar üstü çarpışan arabalara binmiştin, sonra bayram bitince, gün başladı erkenden, kendine hediyeler için gene yola çıktın, amacın buydu zaten, geride kalan hasad, yeniden.
Bir yankılanışsa yaşam duyulur nefesler evrenin de
yerin var, ölüm kadar gerçek uzanır gider sessizce
dönen yankılar arasından duyurur kendini uzaklığın kapanmış rüyasında, taşınan ayrıksı duzen uyumu zorlar
çıkar gelir silinen, görünürün yapısında olamazdın, ama
dönüş de bir yankıdır ihtimalin garip çiziği açılıp yeni
bir boyuta varınca, her görülen görünmeyen de saklandıkça, uçurumun kaygısı bulunuşun ayakları
Bir şarkı gökyüzünü terkedip elime düşse,
sevinç zincirinin halkalarına takılırdık.
Gelip de tamamlamasa, darmadağın,
kopuk, gündüzler de karanlığı çoğaltırdık.
Kendimize tutunmak, ses bayraklarıyla
dalgalanmak, yeryüzünü bütünleyip,
İşte varlığın altın şafağı söker,
yeni başlangıçların dizinde
uyur bebekler, çok bilinmeyenli
hayatın penceresinde, aşk
seyreder, katılsan yangın,
uzak dursan diri an elden
Ki ben değilsen sen kimsin,
bir şey yapmadım, farklılaşan
sensin, böyle konuştuk uzun uzun,
gene başka şeyler oldu, artık
bitsin, güç anlaşılan bir söylemin,
sonu böyle bitmez, veriliydin.
İnsan bir hayal kırıklığıdır,
nüfuz edemediği iklimlerden
gelir, yeryüzünün saatine
gecikir, anlama denizlerinde
pupa yelken, hiçbir yere
gidemediğini bilir.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...