Bedenin yokken bile süren bir
gülümseme, duvarda asılı kalmış
sessizce, kayıp ormanlarda aranan
zihin, güveni kalmamış, üstü örtülü,
açılır ihanetle, sana verilene.
Bir gülümseme süresince uçuşan anların,
uzaklığın potasında erimesiyle elde edilir zaman,
sana nefes, kararsız iklimi sarar, yazıklanışında üreyen kendilik ve ötenin zemininde yankılanan, duru ve saf yapıdır ilk duyulan, tercihini parlatır, kabulun görkemidir fetih, bildiğini unutmuş, bilginin kaynağına taşan. Görmezliktir varkılan, süreklilik çemberini , dolan dur, elinde yersizlik ve darlık ekseni. Say ki omuzlarında buncası, ya tekinlik, ya da kaygan zemin içre unutulur, uzakta kalan.
Gül terketmiş saltanatını,
daha fazlası gerekmez diye.
Yorgun düşmüş hoyrat ellerde,
yeterdi bu kadar, insanlar
sabreyleye, madem itina yok,
böyle rastgele. Olur olmaz
Bütün zamanları aşsak bile, bir zaman daha
var bizden öte ve bütün mahkumlar övse de,
alkışlarla yükselen düşer yere. Kimse inanmamış
tuhaf zincirlerin bağ kuran şakırtısına, ses sesi aşmış,
dil içre kurulan, düşüncede yoksa bile, bir dil daha var,
gözeneklerinde, susmak da bir dildir, soluyan derinle.
Parıldayan gecenin ortasında yanan güneş,
çağrılı zamansızlığın umut üreten soğuk düşü.
Kayar gider avucundan soluk, çevreler yitmişi,
uzak bir ben aşan ifadenin düşüşü, sözsüzlük
uçurumu kadar derin, belki çıkılır belki çıkılmaz.
Dalıp gittiğin dumanlar arasından belli belirsiz
Bütün güçlüklerde yalın,
yaşamayı en üste koyun.
kendi meşrebince, zarar
vermeden, içten bakan
gözlerde kaybolun.
Güzelliğin elinde meftun,
Süreksizlik bir kader, yakınlıklar, uzaklık zeminin de
erir, elverdiğin hissediş, silinir görüş dehlizlerinde.
Gözlerinden yansıyan parıltı nerde demirler, esinler
uçarı yürekleri, sevinç dalları eğilir öper, türlü eğlenceler var , biz bilmesek de.
Bu gidiş gelişler evreninde vaka bitmez, bugün varolan
Sana dokunulmasın,
güçlükle kurduğun
gücünün çevre çizgileri
bozulmasın. Yoksa, bu
dünyaya katlanamazsın.
Çevreni altederek gönlüne
Bir ıslığın peşinde gezinen sonbahar, açılır
uzak titreşimlere, kapılmış rüzgarın fısıltısına,
anlatır görkemini batarken yükselen dağların
denizlerde, başı dumanlı.
Ahların evreninde sancılı gözlemlerin, ucuz
Hayvanların gözlerine bakmayın,
yaraları haykırır.
Daha fazla yaklaşmayın,
insan bilincini yitirir.
O kadar üzülecek ne oldu,
devran sükun buldu.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...