Hep eksik kalanın kurduğu hayat,
kargaşa, çatışma, canlılığı tetikler.
Yıkar, yıpratır, zordur bu işler.
Ölmeyene tutun, kendine güven,
aşarsın, geçer. Hep eksik kalmasa,
yaşam olmazdı, sıkıntı belki ezer
Bir çığlığın suskuyu minnetle öptüğü ve aykırı taşlar,
tek tek, üst üste, borç ödeniyor, artık tam ortasındayız
tanımsızın, bir ipucu sürükleyecek batık gemileri, dip
taramasıyla, tortu içten içe çürüyor denizde, umman
sevdası ve yokluk perde perde, bu oyunun gizi bakar
bir ele, gene yadsımanın kahırlı aydınlığıyla göz göze,
Yakın sebeplerle ışıklar giyinmiş, billurlaşan zamanın
konukları, yücenin görkemiyle her dokuya sinmiş, ağır
gelecek de tahtlar kurar, bahtlar yıkarken, birden açılan
kapılardan geçen parıltılar sönerken, havaya karışan
ulaşılmamış dorukların saklı kıvrımları, kendini açık eder.
Zihinleri yakan bir karşı duruş, yüzlerde uzaklaşan, giderek solan bir umut, görünmez olur.
Etik elemenin çılgın büyüsü,
dar alanda kıstırılmış, ulaşılmaz
özün peşinde, ağır aksak yürüyen,
çileli ve öldüren, bu kadarı neden
gerekli, keyfim misin der biri,
acımasız oyunun zor şifreleri,
Artık hiç istememek, uzaklaşmak ışığın gölgesinde,
dönülmeyen, yarıda kalmış mesafelerde, umulmamış,
beklenilen, bir alaca yakınlık kurulmuş, pek görülmeyen.
Umut vermeyen bir nehirden gelen, sessizce sarmış
bir serinlikten, biz istemedik, ama gelmiş, kimbilir
Aslında saf bir dili kurmak içindir,
karşımıza çıkan belalar, görebilsen,
bir dokunuşun sihrinde yakınlaşır gece,
artık duyulmayan bir çığlık olursun,
muhteşem görünüşünle, ama, sen
duyarsın, ve ben aynı zamanda.
Geceler arkasından doğardık,
fikrin ışımasında, vardık.
Biraz daha gül arardık.
Yorganı çekip. kaldık.
Şimdi bitmeyen arada,
ses verir, tanıdığın bütün
Işıkla donat yeryüzünü, gece kapanmasın üstüme,
sızıp alır görüntünü, uzak diyarlardasın işte.
Burda bitmeyen imkan, yarın tükenmez çavlan,
unutulup giden zaman, döner avcun içinde.
Şafakla dökülen önüme, kırılan müziğin dallarından,
sıçrarsın, unutulmuşken, bırakıldığın uçurumdan.
Neye başladığını bilmediğin ölüm, kelebeğin
kanatları kadar hür, yaman bir çelişki üzerinden,
geçiş bulutlarına yürür, zemin kuran öpüşlerden
gür, dokun ve kur fikrini, canlılık seninle olur, çözüm
mekanları sende kurulur, sonsuz aşan gül de bir oluş, kendin de gömülü olan kendinden öte, yokluk zemininin sessiz çığlıkları, derin kazılarda duyulur, zaman ilk kez bulunur, görünmezin dipsiz evrenin de. Giderek daha uzak ve en yakın, el el üstünde el koyar, bütün geçmiş ve geleceğe. Gül.
Görüntülerimin görüntüsü.
Nietzsche
Görüntün üstüne
yığılır alışkanlıklar
ve bütün önyargılar.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...