Süreç de şekillenmiş bir nasibin varlığa
çökmesi, karakter aşınmasında saçılan
kıvılcımların bağışladığı sessiz ölüm,
köprüden geçen tanık söyler şarkısını,
her doğum taşır bu yükü, aslolan keyfi
katlamak. Sızan gerilimi türkü yapmak.
Kahkahalarını nereye saklayacağını şaşırırsın,
kesin hükümlü ucuz bilgiyle, ucu açık bu evrende.
Öğrenmeye ihtiyacı olmayan, kolay bulduğuna
dört elle sarılan, genel geçer kabullerle döneminde,
dolaşır elinde etiketle, kafası basmıyorsa kafana
basar bir de.
Her biri kendine evrilmiş, kopuş bilgini,
bütünü bölen tek başınalık, sözler dökülür
bir yazık güle, kokusu ormanda kayıp.
Özün giderek yanmada neden, belki senden
öte taşanı görmedin, kesik kesik bölünen dilim,
Artık hiç istememek, uzaklaşmak ışığın gölgesinde,
dönülmeyen, yarıda kalmış mesafelerde, umulmamış,
beklenilen, bir alaca yakınlık kurulmuş, pek görülmeyen.
Umut vermeyen bir nehirden gelen, sessizce sarmış
bir serinlikten, biz istemedik, ama gelmiş, kimbilir
Geldin, sen ne yapacaksın, yavan bir tekdüzeliğin
köleliğiyse saran, çözümsüz dilin aşılmaz engeliyle
batakta boğulmadan, bir dal beklentiyle çiçeğe duran,
üzerine basmadan yürüsen, esenliğe çıkan yol sana
dönse, gitsen ve vardığın yerde bütün tarihle yüzleşsen,
mutlu esintilerin yükseldiği iklimlerde yüzen hoş kokuları
Ya düşersin o uzak yıldızlardan ya da
gün içre doğarsın kayıp acılardan, bir
garip avuntudur kızıla batmış rüzgar,
kolayını alır, yola devam edersin,
kapanmış aralardan. un gibi elendi
belki, artık kalan kimsesizlik, kimbilir
Her damlada öksüz kalan doğar tabii ki, senden artan da
yokun zümresi aykırının kucağında yer yer, olmayan kendi
başkalarında, dile sinmiş ve varlığa, terkolunmuş iç, bakmışın dışarda, yapılanır yeniden ilk olanın ilkesinde, varlıksa, demir prangalar kırılır, bakarsın özgürlük söylemden başka, söze sinmiş yok evreninden taşar gerçek zeminine, söyleyerek ve dileyerek yapamadığın,
damarlarından filizlenmişse, işte o zaman, gerçekliğin
payandası çekilmek yerine, çıkar önüne.
Söyleyişin silik dünyasında yitirdik, zihinlerde eridi,
güncelimiz olmadan, duymayan kulakların uçurumunda, düştüğümüz yerde kaldık nefes
almadan.
Savrulan dalgalara binip giden, nerden estiği bilinmeyen rüzgarlarla, zaten herşeyi bilen öğrenmeden, açıklarda boğulup gider zamanla.
Tını kazısıdır bu çıkaran, ruha gömülmüş,
kayıp medeniyeti enkazlar arasından, yol
açan temellenmiş yapıya, verimleri kör
sıkışıklıktan kurtaran. Ulu bir dal yükselir mi
serinlik veren coşkuda, göz olmuş silinen sese,
öpüyor burda biteni ve sonra nasıldır, çiziyor
Bir dehşeti büyüten kaygılı zamansızlık,
yitik ellerin dokusu ulaşır görülmemişe,
aldırışsızlığın özgüveniyle, ummak kör
ilerleyiş, gerçek, yumuşar içine girildikçe,
bahtın tacını giyip, yaklaşır en temiz gönence.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...