Gönlümüzde akan acı
eritsin bütün taşları.
Sevince dönsün gözyaşı.
Bilincin altın cevheri,
yok ederken cinneti...
ezgi olsun yeryüzü,
Varız işte, açık ara, aramız açıldı ondan sonra,
birbirimizi yargılarken kesin, bastığımız yer,
çürük zemin, kimse kimseyi tam kavrayamaz,
ama herkes kendinden emin. Ne öyle bir bilgi var,
ne öyle bir kafa, biz birbirimize dair bir yanılsama,
kopuk kopuk, parça parça parçalanarak, her parçamız
Açıklamanın açıklanamazlığında
kapandık kaldık, biz bu kıstırılmışlıkta
ne yapardık. Görmezden gelsen,
önüne çıkar, hep onu düşünsen,
öyle hiç olmaz, gel eğlenceni
böyle kur, bir zihin yaşamında
Bir ad ile bulurdum kimliğimi,
varlığım temellenir, onda
gönenir ve harab olurdum.
Ad ile yükselir, kırgın iklimlere
şan olurdum, dağ aşıp, düz de
tükenir, doğaya bayrak olur.
Küçük dokunuşlar kendini onaramıyor, silik gölgelere
sinmiş hali, kaybın kaybına karışıyor, her ses artık göğün katmanlarında uzak bir tad, dönüşün yolu tıkandıkça, kendilik coşuyor, bakın orda o resim, her tabloda yok sesin, giderek duyulmuyor. Aferin.
Eğer hiçbir somut veri olmayacaksa,
bir titreşim aralığında bekleşen kırgın
varlıklar neden bahseder. Hangi
sıkıntının isyan ve iflasında dökülür de
karışımlar, aynı yankıda söyleşirler.
Yaygın bir yok saymanın gecesinde
Geniş bakmanın dağıttığı ve
ağırlaşan, dar bakışta risk
alan çalışkan, yaşam mimarisi,
dağılımı kendi hesaplar, payına
düşenle devam eder hayatın,
kurgunun içinde yarsın, sen,
Daha çıkmadım yeryüzüne,
sıcak ilişkiler içindeyim.
Hiç böyle sevmedim,
kapalı bir hücredeyim.
Aranızda yer var mı bana..?
kalsam mı burda, dönsem mi geri..?
Bir başka dünyanın kaygısızlığında,
kayıp uzuvların tuhaf yankısı, can
kıymıklarından yükselir de, uygun
karşılıklar çevreninde bir boğuntuyu
çözer, yitilen iklimde bahar kokularıyla
dönen yaklaşılmamış özlemler, artık
Pırıltılı bir aydınlık doluyor gözlerime,
ve bütün uzuvlarım kısmetini alıyor; sanki
dingin denizlere karışan yağmur damlasıyım.
Rüzgarlar yön veriyor içime, yüksek yaylalardan
vadilere inerken usulcacık, o yalın sessizlik
dokunuyor yüzüme.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...