Sızdığın damarlar boş,
eldeki bilgi nahoş.
Tehlikede varlığım sürekli,
akan, duran; geriye dönüş...zor.
İlişmek bir sokağın köşesine
ya da geceye, umarsız kapıları
Beğen artık ne beğeneceksen, daha ne yapalım,
ben bu aptal denizlerin adamı değilim, görmediğim
uçurum kalmadı, fırlat yarlarından, yeniden doğarken.
Bütün iklimlerde ölü ve sağ, açtığın derinliklerde,
bırakılıp, kaybolayım ve tekrar yeryüzü ise, o da
kabul, daha uçurumuna doymadan, biter miydi,
Son kuşlar uçtuğu zaman
kalkacak perde, kendini
teslim eder gölge, gerçek
unutulur artık, söylenmeyenin
güzelliğiyle.
Kimliksiz, tanımsız kurulmuş binanın kapıları
yalnız samimi ve masum hassasiyetlere
açılır, çileler ikliminde.
Zamansız ve zarif tereddütlerle öfkeli ve mukavim.
Güven açlığında boşluğun varlığı tekin kılan,
Ateşle dokunurdum yüzüne, ton dışı,
soluk ayrıntılar, bir ıslık kadar başıboş,
gezinirdi elimde, yanıyor bu avuç,
duyulmaz ikliminde; söylenmez bilirim,
kuşkusuz bir bildiğin vardır, madem
bu imkan verilmiş özüme, sorabilirim,
Aşkımın hırçın gölgesi düşer yere,
titrek, savunmasız, yitik özlemi nerde.
Tüller aralanır, soluk bir ışık sızar,
çırpınan yüreğim, herşey buraya kadar.
Dağlar, çiçekler uzak bir ülkedir artık.
Boşuna çabalama, kaçırdın fırsatları,
Aslında şekilsiz yanardı tarih,
bir biçim gözeterek; buharlaşan
zamanların yaşamışlıkları,
beraberce bir toplamı kurardı.
Ne acılar, yaralar ve sevinç,
aynı uzaklığa gider, gelirler.
Bir başkasından yansıyan ben,
gökyüzünde yitip giden. İşte böyle
temellenir, yeryüzünde gezerken.
Unutmak da bir kök salmak, yarını
elinde tutmak, herşey kayıp giderken,
belki de burda kalmak.
Bağlarından kurtuldukça bağlandı,
burda hakiki bir şey vardı, ama,
yaşamadan olmazdı, kalın bir
zincirle dövülüp kızıl bir esintiye
binmiş, uzakla gerçek arasında
salınan kapalı bir temsil imiş.
Aynının şimdi de hapisliği, kaygının yerleşik isteği,
bütün. Tohumların güneş açtığı hayal.
Bu geçişlilik gider de durmaz, bir yakınlığın sesi
yükselir, aşılmaz.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...