Beni oluşturan güçler,
benden yana değil.
Gideceğim bir yer yok,
burası da tekin değil.
Mutluluk yok ötelerde,
ben kalacaksam o yerde.
Sana her yaklaşmam da bir yanın karanlıkta kalır,
bir yanın kök salar varlığıma, kaygılara boğmuş ten
beri ilişkide tenime takılıp kalan, aramızda
bulanıklaşıp ve tekrar doğan, ölüme bir adım gibi,
yaşamı da kutsayan, gözlerin açıldığı zaman, elinde
solan, bir yakınma doğası gereği, uzak iklimlere akraba,
Biliyorum akmayan bir şey var burda,
tek bir dokunuşunla dağılıp giderdim,
o kırılıp giden ince sızıda, kayıp yıllarıma
dönerdim, anlamazdın, bir derin kuyuda
unutulduk adeta, gözlerin yardım eder,
gün ışığına çıkardık, canlılık özlemiyle,
İşte birleşip çeşit çeşit, hayatı kurdunuz.
Bilmede hep yetersiz, kişilik prangalarında
yorgundunuz.
Ah, ellerini tutsam, pamuk bir dokunuşla
zamana dahil olsam, bir öfkeye kurban
Takip et şu çizgiyi, katlanan sesler arasından,
ne ölen var ne kalan, anlamanın ötesine taşan.
Başka bir andır, tenine dokunan, susar kalırsın,
akıtır zehrini ve güller açar sormadan. Sonrası,
artık burası değil, hayallerden taşan.
Tanrım, bu çalkantılar dinsin,
yeni zamana alıştır beni.
Tutkular uzak dursun,
nerde yumuşak güney yelleri.
Bir heyecan, bir soluk
Bir tek erdem vardır,
o da kayıtsızlık.
'Kendi' miz sağ bırakmaz,
başarmak imkansızdır.
İmkansızı isterken
Ah, o tamamlanmamışlık yapımızdaki,
yiyip bitirirken, biri elimizden tutsa, tereddüt.
İstemezdin böyle olsun, ama, kurulmuş.
Kötüyü idare et, sürdür gitsin, arada bir
nefes al, yeni sancılar hazırlar.
Kimsenin okuyamadığı metinlerde dinlenir
karanlığın ruhu, bir görünmez pusula, zamanı
örten, yerleşir gediğine ışığın, buluşturur gizeminde, daldan dala oluşun yanmış evini, küllerinden doğar derken, hem beriyi hem öteyi gözeten uyum, göz kırpar,
terkettiğin diyarların hatırası yeniden, nereye gömülsen kaynak burdayım der, öptüğün açıklıklar tanıklık eder, her durağanlık kayıtsız devingen, unut boşver, karşında birden.
Bir edim olarak aç kucağını rüzgarlara, sana yönelen,
Bütün müziklerin içinde işleyen matematik,
duyulur, duyulmaz, ruhun temel taşlarını
döşer de, bazen kör, bazı sağır o yollar da
yürür ve kayboluruz. Ve o müzik çalar hala
garip tellerde, boyutlar arasında ve ötesinde,
biz bu sıkışmışlıkla varoluruz, dilimizde akıp




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...