Bütün öncesizliklere adanmış
yalnızlığım kendi yolunda bekler,
kısa bir duyumla göz açmayı
nihayetsize, gene hüsran, kalır
üyelerin darmadağın, bir
alınmamış mektup gibi dolaşır,
Bilinç kapanırken açılan rüya, zamanı aşan kan,
yüreği kaplayan ziya. Benden arta olanın dünyasında,
hiçlik şöleninde varlık üreten inşa.
Sesler evreninde yaşam zinciri, uzaklık, yakınlık, hep
aynı dava.
Nasıl bir çiçeğin güzelliğinden sızabilirsin,
gittiğin yol senin midir, duyuları ezen etkisiyle
şahlanan, bir kayıp zincirde ölüp, dirilen,
herkesle bir ve hiçbir şey filizlenir yüzünde,
hep beraber yanarız ve küllerinden doğar
bu evren de, ortak meşalenin ışığında kör
Dağılır düşüncelerim sokağa çıkar.
Sabah okula giden çocuğun arkasından
fısıldar. Daha çok var.
Caddelere uzanır, yoldan geçen insanlara
selam verir. Kimse almaz.
Gözlerin açıklığında sessizce yitmiş, dünya önünde
elin ayağın, bir bakışın egemenliğinde, kendini kurtar,
dize gelsin engeller, sonuç alırsın ve bir cümlede eriyen
ilişkiler tazelenir, ah, seni düşünsem, sona ererken yeniden gülümsesen, söylediğini tekrar söylesen, uçar
gider kelimeler yere düşerken.
Bilinç nedir ki, ulaşılmaz bir duvar,
çevreler etrafını, taş taş üstüne koysan,
neye yarar. Kör bakış yok sayar.
Dağlar arkasına saklanır, kendini
açmaz, baktığı mesafeler, kapı, duvar.
Sabah ışıklarıyla bayram havası,
gün tekrar elinde ve biter seslerin
zarif dokunuşlarıyla gecenin rüyası.
Kendi kendinle kurduğun, besler
zamanı, kapanır, ama, öyle zengin
bir ima'nın elinde kıvrak, bekler
Senden anladığım anlamak istediğimdi
bütün yetersizliğimle, tabii maceramız
duvarda bitti. Hep eksik olan temeli atar, tarih
incelikli işler, tamam derken, zemin kayar,
düşersin yere. Yeni bir inşa böyle başlar,
çöken yerine, süreç sıkıştırır, hayat kendine
Daha da bakardık, aykırı sesinde, dağların
yamacın da vardık. İç dağılımın uzlaşmayanını,
sorardık, nerde bırakdık. Bezgin yükselişin,
darda kalanını, sor da şaşır, bak durulur mu,
yığılır sözün, yoksanmaya devam, can dolayımında
umarsın, bir açık kapı şöleni, uyar mı, kaldın.
Her kafadan bir ses çıkar, dünyayı dünya yapar, üstelik hepsi kendinden emin. Bildiği kadarıyla bilgin. Böyle güzel eğlencenin keyfini sürenlerdenim. Hiçbir iddiam yokken, bildiren bilgideyim. Unutulanın özü, hatırlanandan engin.
Kesin yargıların, bilgiden eksilen yüzü, oturup izlemekle,
tükenmez bir güzü, dahanın içinde esnek, aşırıya borçlu,
eksilende yerleşik. İfade kendisini çağrıştırır, bildiğine doyamayan en üstünü. Belki de bilmemek, özgürlüğü.




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...