İlk biçimin peşinde geçen ömrümüz, sarp doruklarda,
ateşler yakıp görüldüğümüz, susar, altın işaretlerini
sunardı, ancak burdan geçebilirsiniz, sevgiye kurban
olmaksa emeliniz.
Saçlarında uçuşan müzikle dalgalanıp, yazılmamış
Uykunun dermansız bıraktığı,
gecenin örtüsünü açmadığı.
Gene de insanlar internette.
Ulaşabildiği kadar boşalıyor;
yükünden azat, sakinleşmiş
biraz. Saklıyı açığa vuran.
Çiçekler kadar güzelsiniz,
ölümler ülkesinde.
Duyularım sağırlaşır,
bakınca gözlerime.
Yeryüzü seninle yürür,
Her zaman bir kırıklık
olarak kalır yaşam.
Tadı burdan damıtırız.
En derinimizden kopan
liflere tutunup sallanırız
çocuklar gibi. Burukluğumuzla
Sevincim coşar, sessiz
kıyısında beynimin.
Eğilmiş bahar dalı olsan da
yemişlerle dolu, kimsenin
toplamaya tenezzül etmediği.
Herkes o kadar tam ve doygun ki,
Gecenin kör balkonunda
ayaklarımın izi, içime
düşer de duyulmaz,
yerlere bırakılan sesi.
Bir çelik kadar sağlam
ama üzgün öylesi.
Bizi boğan, sıkan şeklin
basıncı salar kendini
bir yeni yüzeye - sabah
çiğleri henüz düşmemiş -
taşımak için en içtekini.
Adlandırarak sınırladığım boşlukta,
herşey kayıp giderken tuttum
demet demet ve sokuldum dünyaya,
bu varım demek.
Kayıp çığlıklarım geri döndü uzak
Birden alevler içinde bir fikir,
soğuyan yarına fitil.
Gel ez istersen bütün
canlıların çığlığını, yine seni
dillendirir bu yoksunluk.
Bambaşka bir zaman bu,
altın kafesten uçan kuşlar dönmez geri.
Mahsur kalmıştır epeydir özgün tüyleri.
Bir hafifsin sorma, kim getirebilir geri seni.
Bu bir ölümcül yazgıdır, zaman zaman yaşanır,




-
İlhan Ozascılar
-
İlhan Ozascılar
Tüm YorumlarDaha insancıl, merhamet, öykünme, takdir, tevazu, sevgi temelli seslenişleriniz samatya' da kemale erme yolunu işaret ediyor, azizim.
Duyguların gerçeklerle karşılaşması, tokat gibi çarpan acıtmalar,sert toslamalar, ifadelerin acımasızlığı, edilenlerin başa getirdikleri, soğukda olsa yaşamanın çekiciliğini vurguladığınız ilk eserinizi kutlarım, bu uslubunuz artık sahne oyunu yazılması gerektiğini çağrıştırıyor.
Daha insancıl, ...