Yine akşam çöktü dağların sırtına, bir yük gibi,
Sanki gökyüzü yorulmuş da, yere inmiş gibi.
Bana sorma "nasılsın" diye sorma be canım..
Kendi sesime bile dargınım, bir yabancı gibi.
Toprak suyu çeker de, acı çekilmez mi sanırsın?
İnsan her gece kendi içindeki o kuyuya düşer de,
Kışın ayazında büküldü belim
Soğuktan titriyor tutmuyor elim
Lal oldu konuşmaz şu garip dilim
Ecelin en buzdan gölüne düştük.
Yıkıldı duvarlar, kapandı yollar
Bir oda...
dört duvar...
ve binlerce cevapsız soru....
Kalbimin orta yerinde faili meçhul bir korku
Milyarlarca gölge geçiyor penceremin önünden her gün
Ben ise kendi içimde,kendi infazıma sürgün...
Kaderin kalemi siyahı seçti
Benden başkasını görmeseydin sen
Koca bir ömür işte böyle geçti
Keşke hayatıma girmeseydin sen
Hasretin zehrini ömrüme serdin
Ufacık bir sitemi hemen veda sayıp da
Eski mutlu günleri atmak mıydı niyetin?
Yıldızları söndürüp geceye yas yayıp da,
Gönlümün ufkunda tez batmak mıydı niyetin?
Vuslatın köprüsünü el ele geçecekken
Zalim çekmiş hançerini beline
Kudret kuşu konmaz garip eline
Bakmaz oldu yoksulun göz seline
Gözyaşım var, kimse silmez neyleyim?
Kapanmaz içimde açtığın yara
Sinemi dağlayan közdür be oğul .
Gülüşün gömüldü bir avuç kara
Savrulan ömrümüz tozdur be oğul...
Dalında açmadan solan gülümdün
Güneşin rengine boyanmış dağda,
Çiçekler nazlıca açarken sevdim.
Gönül bahçesinde, o yeşil bağda,
Kuşlar kanat çırpıp uçarken sevdim.
Bir rüzgar saçını savurur gibi
Hangi istasyonda unuttuk biz gülüşlerimizi?...
Hava soğuk, ellerin cebimde değil artık
Ellerim bile bana yabancı, sanki emanet duruyorlar üstümde.
Ben sana nasılsın demeyi bile lüks gördüm kendime,
Çünkü cevabın iyiyim olsa canım yanacaktı
Kötüyüm desen dünyayı yakacaktım...
Bir garip sevdadır düştü serime,
Hasretin mührünü vurdu ferime.
Kimse merhem sürmez derin yerime,
Sızlar her nefeste yaram, sevdiğim
Zemheri ayında açar mı güller?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!