Solumda bir sızı
faili meçhul bir vedanın yükü..
Gözlerimde kurumuş pınarların sessiz çöküşü.
Ben seni en çok kimsesizliğimde sevmiştim
Şimdi bir şehri yakmışım, içimde senin külün…
Zaman dedikleri, kırık bir saatin bitmeyen yalanı
Eskimiş yaralara yeni isimler koyuyoruz sadece.
Hangi kapıyı çalsam, ardında hep o tanıdık gurbet
Hangi aynaya baksam yüzümde senin hasretin
Cümlelerim darmadağın,
kelimelerim hep sana teğet,
kağıttan bir gemi yaptım umutlarımdan, denizi olmayan..
Sen şimdi başka bir kıyıda güneşin tadına bakarken,
Ben burda gölgenin bile terk ettiği o karanlıktayım.
Ben seni helalinden sevmiştim de
sen haram saydın varlığımı..
ben seni sarsılmaz bir dağ
Sırtımı yasladığım bir kale bilmiştim
Tipide sığınacak kuytu, yangında bir yudum su..
Kayboldugum hayat yolumda pusulam....
Meğer sen, zirvesi sisli bir uçurum
Meğer sen, altı boşluk üstü yalan bir serapmışsın
Nasıl kıydın bana be vicdansız?
Nasıl elin vardı bu sevdanın tetiğini çekmeye?
Ben ki senin bir damla gözyaşın için dünyayı ateşe verir
Kendi ömrümden çalar, senin ömrüne eklerdim..
bu aşkın kıyameti koptu..
Söylesene vefasızım...
Bunca emeği bir kalemde silmeye
Beni böyle nefessiz, beni böyle kimsesiz beni böyle çaresiz bırakmaya...
Gerçekten değdi mi?
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 19:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!