Güneşin rengine boyanmış dağda,
Çiçekler nazlıca açarken sevdim.
Gönül bahçesinde, o yeşil bağda,
Kuşlar kanat çırpıp uçarken sevdim.
Bir rüzgar saçını savurur gibi
Gülüşün bir damla su, çöllerimde serapmış
Cehennem nârı olsan da solmaya razıyım
Dünya dedikleri yer, aslı viran harapmış
Zindanında müebbette kalmaya razıyım.
Ey benim can mülkümün sultanı
ruhumun payitahtı
Seninle aydınlanır ömrümün en karanlık bahtı.
Gözlerin ki içinde bin yıllık masallar saklı
Bakışınla silinir dünyanın yorgunluğu, kederi, ahtı..
Hangi istasyonda unuttuk biz gülüşlerimizi?...
Hava soğuk, ellerin cebimde değil artık
Ellerim bile bana yabancı, sanki emanet duruyorlar üstümde.
Ben sana nasılsın demeyi bile lüks gördüm kendime,
Çünkü cevabın iyiyim olsa canım yanacaktı
Kötüyüm desen dünyayı yakacaktım...
Yüreğim seninle huzura erdi
Gelişin gönlüme bir şifa verdi
Sildin içimdeki her türlü derdi
İzini kalbimden silmeyeceğim.
Sevdanın narında yanan bir kulum
Saçlarımın her teli bir zehirli sarmaşık
Zihnimin koridoru, kördüğüm ve karmaşık.
Duvardaki çiçekler, canlanıp bana bakar
İçimdeki nehirler, tersine doğru akar.
Alnımın en güzel yazgısı sensin
Şu garip ömrümün çizgisi sensin
Ruhumun en derin ezgisi sensin
Sana çok ihtiyacım var sevgilim
Zamanı durduran kara gözüne
Artık bu gurbet fazla..
Ruhum, kendi yarasını sarıyor kırık hazla.
Sana varmayan yolların hepsi uçurum kenarı
Ben bu ömrü heba ettim, gelmesini beklediğim bir yazla...
Ama takdir-i ilahi, elbet bir hüküm verecek
Elbet sana kavuşmanın da bayramı gelecek...
Kalabalık içinde, yapayalnız kalmışım,
Ben dünya sarayında, bir hayale dalmışım
Duyarsın feryadımı, dilsiz dudaksız iken,
Yoluma şifa serptin, her yanım dolmuş diken
Kimi gün bir duman, kimi gün bir kor
Gideni gelmeye eylemişler zor
Bana değil, gidip şu saça bir sor
Nasıl aklar düşmüş, bilir seneler.
Bırak kalsın mazi, sorma halimi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!