Kışa,
Şairler hep aşinadır Güz’e
Varsın desin ayrılık var Kış Güz’e
Bahar; muştu ve veda
Kimi hoş bir geliş kimi yaldızlı bir gidiş
Kainat desen desen melal ve neşe
Titrek adımlarla geçtim bu topraklardan,
Srebrenitsa'nın acı yükü sırtımda.
Bir zamanlar güvenli eman yurduydu koca balkan,
Şimdi kan ve gözyaşıyla kaplıdır evlad-ı fatihan .
Bir zamanlar sükûnet dolu bir belde-i tayyibeydi,
Her direniş
yeniden umutlandırır beni;
gök mavi, deniz mavi, içimde umut,
özgürlüğe bir adımdır Sumud.
Göklerin, yerlerin sahibi
İşte budur büyük sanat,
Her mevsim kendi güzelliğiyle tabiatı,
Tabiat, içindeki yaşayan güzelliklerle
Bir bir, renk renk resmeder zamanı.
Anlamak gerek,
Mevsimde tabiat da
Taşın kalbinde saklı bir sır gibi çatladın,
Betonun inkârına karşı hakikati haykırdın;
Ey sarı çiçek, yoklukta varlığı kanıtladın,
Çöle bir diriliş muştusunu uyandırdın.
Taşın suskun alnına yazılmış bir dua;
Tayyib
Kaç kere zincirlendi ellerimiz,
kaç kere susturuldu dillerimiz,
kaç kere tank paletleri altında ezildi umudumuz
kaç kere hain pusularla çevrelendi yurdumuz
Bizi çağın kiriyle aynı mı sandınız?
Ağzınızda sel olup akan yalanlar,
Hakikatin üstüne çekilmiş kalın perdeler,
Vicdanı susturan alkışlar arasında
Kaybolduğumuzu mu düşündünüz?
Çağın paslı aynalarına sürdüğünüz karayı,
Dağların koynunda açtım gözümü,
Bir sabah yeliyle duydum özümü.
Güneş gül yüzünü dönerken bana,
Gölgeler öğretti kendi sözümü.
Ne gülün alı var ne lâlenin nazı,
Umudun izini sürdüğüm yol nihayete erdi.
Zaman köpüren bir çağlayan gibi devrildi.
Bir yüreğin sarsıntısı kaldı geriye
Her adım bir umuttur götürür sevgiliye.
Umutla yürüdüğüm limanlar gitgide buz kesiyor
Gece düşer perdeye, sessizlik çöker etrafa,
Uyku çağırır bedeni, huzur verir yastığa.
Gözler kapanır, yorgunluk silinir bakışta,
Ruh dinlenir, huzur bulur uykunun kollarında.
Rüyaların diyarına açılır kapılar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!