İnsan, hamuru çamurdan,
İnsan, bazı filozoflara göre canavardan,
İnsan, çözülmesi zor bir mahluktan…
İnsan, gözü duymaz, kulağı görmez çoğu zaman,
çünkü hakikatle arasına hep nefsini koyar,
heyhat ona kanar.
Her adım bir umuttur bize,
Şafakla başlar her gün yeniden.
Çağlar ötesine yürüyüşümüze
Adanmış bir ömür; zaman ve mekân şahittir bize.
Bakma yüzümdeki derin çizgilere,
Bilirim, kalemler var; keskin kılıç gibi,
Bilirim, kelimeler var; susmaz kurşun gibi,
Bilirim, harfler var; alevlenir volkan gibi,
Bilirim, öteden yazılmış, alnıma ferman gibi.
Oy havar,
Kar yağar tane tane,
beyazdan bir sayfa açılır geceye,
rahmet iner gökten,
bütün canlıya.
Lapa lapa süzülür gök boşluğundan;
birbirine değmeyen her zerre
Kıymetli Validem/Sevgili Anneme,
Kayısı çiçeği;
beyazın en masum tarifi,
kirden arınmış, pak bir sabah gibi iner şehre.
Bembeyaz bir gelinlik giyer dallar,
Sabahın nefesiyle filizlenmiş bir hayal türküsü,
Kerpiç evlerin bacalarında yükselen tütüsü
Ufukta süzülen bulutlar, nazlı birer düş gibi,
Her şey çağırıyor seni, kalbimdeki ateşi,
Engelleri bir bir atlayarak
Geleceğim sana beyaz atımla
Gün batarken kızıla döner,
Denizin üstü kızıl bir fener;
İçimde bir kor yanar, söner,
Bilmem, yelken ne yöne eser.
Konuşsam, haykırsam… duyar mısın
Haksızlığın gölgesinde susanların sesini?
Zulmün gölgesinde susmak mı çaresi?
Bir kelime bazen kurşun kadar ağır,
Bir sessizlik bin zulme denk, bilir misin?
Ayaz vurur yüzü ama sarsılmaz bu diyar,
Söz ağırdır, sahibini asla yarı yolda koymaz bu diyar,
Toprak serttir, yürek merdine kefendir bu diyar,
Baş eğmez, gök çatlasa dahi eğilmez bu diyar.
Dağ buluta yaslanmaz, mertliğe yaslanır burada,
Yokluğun koynunda varlık uyandı,
Ezelden ebede: Kün fe yekün.
Ne ay güneşe, ne gece güne yetişir,
Her şey kendi yerinde: Kün fe yekün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!