Bir kuş konuşuyor, bilmem ne haykırıyor,
Acaba bize bir şeyler mi söylüyor?
Doğa cennetinde Hüdâ’ya şükür mü ediyor,
Süleyman da değiliz ki anlayalım dilinden.
Pepük kuşu musun, hüdhüd müsün?
Adı Rim, ya da başka bir çocuk
Burada isimler uzun sürmez, kan oluk oluk
Bir kurşun telaffuzu bozar, ama ürkmez
Bir bomba hafızayı siler, ama iman sönmez
Her sabah, bismillah derdi ayakkabısız
Bir yol var önümüzde uzun, dikenli,
Sonu bilinmez başı elemli,
Belki kimse dönüp bakmaz bu garip yolculuğa,
Leş kargaları gülecek yalnızlığımıza.
**
Sahipsiz miyiz bu mevsimlik odada,
Burası diyar-ı candır,
Kıymetlisine yârdır.
Yaslandığı dağ Beydağı’dır,
Göğe doğru heybetli bir kartaldır.
Bu dağ beydağı’dır,
Asi ve maviye tutkun,
Sen çiçeklerin hatırına yaşamaya gelmedin bu dünyaya.
Sana düşen,
kapıların yüzüne kapandığı yerde
kendi alnınla bir yol açmaktır.
Kapandı dedikleri yerde bir kapı olmak,
Mavi gök altında tükenmiş sözler,
Yüreğimde yeniden doğuyor sessizce.
Söz kalmadıysa da, anlamlar hâlâ diri;
Çünkü bir sır fısıldanıyor kalbimin derininden.
Ben sustum;
Sessizim işte
Şimşeklerin çakılışında anladım
Fırtına öncesini
Bulutların poyraza eşlik etiğinde anladım
Yağmurun tuhaf tuhaf toprakla buluşacağını
Yalnız süvarinin nal seslerinde anladım
Gönlümde açan güllerin en güzeli,
Bir selamını yolla gelsin evime.
Hasretin yaktı içimi, derinden derine,
Bir nefesin olsun, can versin yüreğime.
X
Gökyüzü mavisi gülüşlerinde saklı,
Yüreğim dar geliyor göğsüme,
gövdem bir şehir kadar yorgun.
Göğsüm sokağa, sokak şehre,
şehir dünyaya dar.
Bir puro yakıyorum; dumanı bile kaçacak yer arıyor.
Sonsuzluğun kıyısındayım vezir
Göğün karasıyla yerin kızılı birleşmiş
Merdiven göğe doğru basamak, basamak döşenmiş,
Nefesin her saniyesi teker, teker işlenmiş
Ellerim titrek, ağaçlar kalem denizler mürekkep
Haydi yaz, ne zaman ve nerede bitecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!