Dağların koynunda açtım gözümü,
Bir sabah yeliyle duydum özümü.
Güneş gül yüzünü dönerken bana,
Gölgeler öğretti kendi sözümü.
Ne gülün alı var ne lâlenin nazı,
Toprağın bağrında saklarım yazı.
Rüzgâr gelir geçer, ömür de öyle,
Sessizliktir benim en eski sazım.
Yağmurlar alnıma düşürdü nuru,
Dereler anlattı yolunu, yoru.
Bir ömür bekledim yığınların içinde,
Sabırdan ördüm ben gönlümün suru.
Ey insan, eğrilik sanma başımı,
Yük etti yıllar bana gözyaşımı.
Meyve veren dallar nasıl eğilirse,
Öyle taşıyorum ben de yaşımı.
Bir gün solacaksam gam değil bana,
Her çiçek dönermiş yine toprağına.
Önemli olan hoş bir koku bırakmak,
Bir dua olup da değmek yarına.
Kuşlar göç ederken akşam yelinde,
Hatıralar kalır zaman selinde.
Nice gösterişli bahçeler gördüm,
Vefa çiçek açmaz her güz elinde.
Ey beni sorarsanız dört harfli bir ismim var,
Yoktur şöhret sevdam, ne de bir tahtım var,
Üşüyen ellerin duasında, gönüllerde adım var,
Perverdigârımın hükmüne razıyım, niyazım var.
(E.B/2023)
Kayıt Tarihi : 11.06.2026 00:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!