Gündüzleri bir güneşin sıcaklığına sığınırım,
Sesin dokunur tenime, kelimelerin umut verir.
Bizim dünyamızda zaman durur, keder unutulur,
Ama güneş batıp da o kapının önü görününce,
Dünyam tersine döner, kalbim düğümlenir.
Gönlümün çıkmaz sokağı, en kuytu köşesi,
Herkes geçer de, sen kalırsın orada.
Bin dert olsan sırtımda, bir dünya yükü;
İnan, değişmem seni sahte bir huzura.
Kordon’da güneş devrilir, denizin ufkuna,
Bir şehir boyanır boydan boya, senin yokluğuna.
Saat Kulesi durmuş sanki, zaman geçmek bilmez,
İçimde bir haykırış var ki, sağır gökler bile işitmez.
Saat Kulesi’nde durmuş zaman,
Yüzümde imbatın serin telaşı.
Sanki bütün martılar adını fısıldıyor,
Kordon boyu, gözlerimin tek uğraşı.
Bir tohumun çatlayışındaki o sessiz sancı,
Bir anne gülüşünde saklı, dünyanın tüm ilacı.
Gözlerinde hem fırtına dindirir hem güneş açtırırsın,
Sen ki, çorak kalplere bile bahar saçırsın.
Avucunda simsiyah bir dert yığını,
Sana aldığım Oltu tesbihi,
Çektikçe her bir imameye vuran ahımı,
Zaman, merhametsiz bir rüzgâr gibi çaldı.
Öfkenin rengi olmaz derler, yanılmışlar;
Senin bahanen üç isme sığınmış.
Biri baharı vaat etmiş sana, diğeri gökyüzünü,
Oysa senin ruhun çoktan kışa mahkûmmuş.
Mevsimler değişir sandın her ten dokunuşunda,
Oysa her durakta biraz daha eksildin.
Kırıldı dallarım, rüzgara sitem etmedim,
Yıkıldım da bir el uzansın diye beklemedim.
Avuçlarımda biriken kanı şifa bildim,
Kendi yaramı, kendi ellerimle diktim.
Gürültüsü bitti dünyanın, kapı eşiğinde bıraktım sesi,
Burada sadece toz zerrecikleri ve eski bir sessizlik nefesi.
Ne bekleyenim var, ne de bir yere yetişme telaşım,
"Kendi halim" dediğim bu kuytuda, kendimle arkadaşım.
Duvarlar dert ortağım, tavan ise bitmeyen bir gökyüzü,
Fırtınalar dindi, yorgun kanatlarımda ağır bir sızı,
Eski kırgınlıkların izi kalmış, solgun bir yüz yazısı.
Artık yükümü bırakıyorum, geçtiğim o dik yokuşta,
Bir vedadır bu; mutsuzluğa, o bitmek bilmeyen rüzgâra.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!