Heybemde yorgun bir sevda
Sırtıma yük olmaktan korkar
Kalbimde gecenin karanlığı
Sevdanın acizliğini mi saklar?
Dil lal göz suskun ben biçare
İlk ellerin dokundu yalnızlığıma
Sonra gözlerin konuştu ruhumla
Tenin seslenince tenime
Birden açtı tüm kapıları dudakların
Bir cesaret aldı yürüdü ikimizde
Bilmem hatırlar mısın?
Belki de beraber yediğimiz
Tek iftar yemeğini
Hani açmadan orucumu
Kavuşmak için sana
Bana öğrettiğin son duayı
Koca ömrü benimle adımlayan,
Korkmadan sığındığım aynalar.
Neden şimdi bana
Selam vermezler?
Çocukluktan kalma
Kahkahalar,
Mecnun gibi
Leyla’nın diyarından ayrı düştüm
İstemem başka ten
Yârimin kokusundan ayrı düştüm
Ey gam
Yağmur işte siliyor giderken döneceğim
Diyenlerin ayak izlerini
Alıyor maskelerinden tüm renkleri
Meğer ayrılık
Karşılıklı yaşanan bir duygu değilmiş
Eş, dost, sevgili her ne varsa
Yolculuğuma eşlik eden
Birer birer düşüyor
İçimdeki rüzgârın önüne
Her adları anıldığında
Anılardan darbelerle
Elinin değdiği yerde şimdi akşam üşüyor,
Parmaklarının izi, içimde bir kor gibi yanıyor
Gittin;
Harabeye döndü bağlarım, bahçelerim,
Bir tek yanmamış köşe bırakmadan yol aldın.
Yorgun kentin eski kırık aynasında
Karardıkça düşlerim
Ayrılıktan anlayan bir solgun yaprak
Karşılar beni bir tren istasyonunda
Geçmiş günleri anılarda bırakmamız




-
Sibel Atahan
-
Mehmet Faruk Ersoy
-
Ercan Vural
Tüm YorumlarSüpersiniz hocam.... Ağzına yüreğine kalemine sağlık.... alıp götürüyorsunuz derin yolculuklara.... bizi bu hislerden mahrum bırakmadığınız için çok teşekkür ederim tebrik ediyorum sizi.
Tebrikler sevgili abim kalemine yüreğine sağlık.
Az sözle çok şeyi anlatma sanatı olan şiir... Duygularınızı yazıya döktüğünüz bu çalışmalardan dolayı tebrik ederim.