Malı mülkü, perdedir insanın gözlerine
Gerçeği gördüm diyen bize gelsin
İlk nefes son nefes tamam, alınır elbet
Ötesini yaşadım diyen bize gelsin
Bir gün gülsen, bin gün ağlarsın uğruna
Zengin hanesinde dikensiz gül
Köylü toprağında
Kır çiçekleri olurduk
Çobana bulut gölgesi
Toprağa yağmur
Taşan nehirlere sel olurduk
Sessizliğe yürüdüm dün gece
Tarihin tozlu yollarında
İlahi bakışlardan haberdar
Eski Buhara sokaklarında
Harizmi’nin şehrinde
Bazen bilmek yorar insanı
Sırta bindirilmiş yük
Zihinde habis düşünceler
Alına vurulmuş mühür
Gönülde vurgun sevdalar…
Yine düşlerimize bıraktık
Ümidi, neşeyi, sevinci
Halaylarda yer alıp
Sıra gecelerine eşlik etmeyi
Sahte haz kuşatmalarının
Yine parçalandı vurdu kıyıya gönül gemisi
Yol alıp varamadım güzel yarin bağrına
Ey gam yoksa kavuşmaya tahammülüm
Niye beni aşkın kor ateşinde köz yaparsın
Beni bihaber mi sandın senin gönlünden
Usta bugün çaylar dört olsun
Hesabı şifa ehli
İbn-i Sina' dan olsun
Her birinin
Yirmi yıllık hatırı olsun
Kaşık sesleri
Bir bardak çay bir de yalnızlık
Biri hep sıcak diğeri hep soğuk
Buharı içimi ısıtır sessizce
Gün doğumunda açınca ilk ışık
Bir bardak çay bir de yalnızlık
Bir gün biri gelir bir anda her şey değişir
Zaman geri sarar
Sonbahardan ilkbahara
Hüzün gider, hasret biter, umutlar yeşerir
Hayat telafisi derdindedir, verilmeyenlerin
Ömre sığdırılamamış acılar görüyorum
Sabrı bağırlardan taşıran
Günün ilk ışıklarında kuytu köşelerde,
Enkaz altı çileli kuyruklar ekmek peşinde
Şimdi en acı cehennemi yaşatır




-
Mehmet Faruk Ersoy
-
Ercan Vural
Tüm YorumlarTebrikler sevgili abim kalemine yüreğine sağlık.
Az sözle çok şeyi anlatma sanatı olan şiir... Duygularınızı yazıya döktüğünüz bu çalışmalardan dolayı tebrik ederim.