Gücendim sevdaya, aşka gücendim
Yar diye sarıldığım sana gücendim
Bir ömür yoluna çiçekler sermiştim
Dikenler bırakan güle gücendim
Gecenin koynunda doğan sabah gibi
Umuda açılan her bir kapı misali
İçimde saklım, dilimde bir ah gibi
Sensiz neye yarar sol yanım gülüm
Uzak şehirlerin soğuk sokaklarında yürürken
Yankılanır ayak sesim yalnızlıkta özlemişken
Eski bir fotoğrafın gölgesi şimdi gözlerimde
Hasretin sessiz yangını var belki kalbimde
Memleketten bir yatak yorganla çıktık
Koca şehirde bize de ekmek vardır dedik
Memleketim senin kıymetini bilemedik
Bu gurbetin kahrını boşuna çektik
Yıllarca çalıştık kira parası verdik
Beton yapılarda nefes alamaz oldum
Eş dost akraba hatırını soramaz oldum
Gurbet ellerde gül gibi sarardım soldum
Ben seni özledim güzel memleketim
Ocak başında tarhana çorbasını
Aslında yanlışlıkla geçmiştim o yollardan
Sonra yolun güzergah,ım oldu doğrudan
Bir bakışa yandım kirpiği kaştan ayıran
O bakış ki kalbime hançer gibi saplanan
Başka bir şeydi sanki içimi yakıp kavuran
Öyle özledim ki seni,
Susturamadım içimdeki o çocuksu seni
Yola bakmaktan söndü gözlerimin feri
Bir rüzgar esse acep kokunu getirir mi?
Gece çöker, hayalin bağdaş kurar karşıma
Hayat, rüzgârla savrulan bir yaprak gibi başlar
Doğarız masum, ellerimiz her yanı keşfetmek ister
Gözlerimiz merakla dolu, kalbimiz sevgiyi bekler
Her gülüş bir mucize, her dokunuş bir anı saklar
Gör ki dünya ne cilveler saklar
Kimi gülde, kimi dikenle yaşar
Kimi yokuşları dağla taşla aşar
Kimi düz yolda bile sendeleyip şaşar
Sessizce fısıldar geceler aşkın en kuytu dilini
Gözlerin hayalimden gitmez çeker içime beni
Ne kural tanır bu gönül, ne de yasak yolları
Ezber bozuyor varlığın, karıştırıyor akılları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!