Eskiden mi güzeldi biz mi kanaat ederdik
Bir siyah önlüğü tam beş yıl giyerdik
Elimizde odunla her gün okula gelirdik
Biz küslük bilmez her güne gülümserdik
Ekmeğin suyun aşın
Amansız ağrıyan başın
Apansız gelen telaşın
Yürüdüğün ayaklarındır evlat
Topraktan geldin, döneceksin toprağa,
Bu neyin kibridir, sığmıyorsun kabına.
Değer miydi bunca kalbi kırmaya?
Sanadır sözüm, ey insanoğlu, sana.
Bir sivilce yeter şöhretin, şanına,
Diyeceklerim var kulağını aç dinle
Hayatın çizgisi incedir ince
Yürümesi kolaydır bu çizgiyi bilene
Senden istediğim tek şey kul hakkı yeme
Bu öğütlerim sanadır yabana atma
Ezan okunur kulağına doğunca insan
Ezandan sonra oldu mu namazı kılınan
Bil ki sona erdi Sana ayrılan zaman
Ezan ile namaz kadardır işte yaşam
Yoruldum artık farkında mısın?
Geceye sığmıyor bitmiyor ahu zarım
Ne sevinç heyecanlı, ne hüzün ağlatıyor
Bilmezler içimde ne fırtınalar kopuyor
Özledim, rüzgârın sesinde adın yankılanır
Geceler uzar, zaman uzar yüreğim daralır
Bir umut gibi saklarım seni hasretin çoğalır
Gazeller dökülmeden gel bitsin bu sessizliğim
Sensizliğin soğuğu çöker her günün gecesine
Demir kapılar ardında bir başkadır dünya
Özgürlüğü kısıtlanmış niceleri var burada
Kim kalır kim gider bilinmez ki sabaha
Aç kapıyı gardiyan diyenler bitmez asla
Bu gözler gülmeyen yüzlere bakar her sabah
Koparma çiçekleri dalında kalsın
Arıyı bala küstürme gönül
Daha olmamış bir meyve için
Dalı ağaca küstürme gönül
Başın olsa da yedi kat sema’da
Hiç mi hatırlamazsın güzel günleri
Ne çabuk unuttun verdiğin sözleri
Boşuna mı geçirdik biz onca yılları
Kahvenin bile olur kırk yıl hatırı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!