Memleketten bir yatak yorganla çıktık
Koca şehirde bize de ekmek vardır dedik
Memleketim senin kıymetini bilemedik
Bu gurbetin kahrını boşuna çektik
Yıllarca çalıştık kira parası verdik
Beton yapılarda nefes alamaz oldum
Eş dost akraba hatırını soramaz oldum
Gurbet ellerde gül gibi sarardım soldum
Ben seni özledim güzel memleketim
Ocak başında tarhana çorbasını
Aslında yanlışlıkla geçmiştim o yollardan
Sonra yolun güzergah,ım oldu doğrudan
Bir bakışa yandım kirpiği kaştan ayıran
O bakış ki kalbime hançer gibi saplanan
Başka bir şeydi sanki içimi yakıp kavuran
O seksenli doksanlı yılların sıcağında
Güneş kavururdu ekin çuvalı kucağında
Toz duman yükselirdi harman ocağında
Çileliydi o zamanlar harman zamanı
Traktör azdı düven dönerdi sabahtan
Öyle özledim ki seni,
Susturamadım içimdeki o çocuksu seni
Yola bakmaktan söndü gözlerimin feri
Bir rüzgar esse acep kokunu getirir mi?
Gece çöker, hayalin bağdaş kurar karşıma
Kargı bayramlar mahallesinde doğdum
Dörtdivan’ın sert ayazında büyüdüm
Köroğlu’nun ayak izlerinde yürüdüm
Bolu dağlarında davar (koyun) sürdüm
Dörtdivan lisesinde okudum yollar çamur
Hayat, rüzgârla savrulan bir yaprak gibi başlar
Doğarız masum, ellerimiz her yanı keşfetmek ister
Gözlerimiz merakla dolu, kalbimiz sevgiyi bekler
Her gülüş bir mucize, her dokunuş bir anı saklar
Gör ki dünya ne cilveler saklar
Kimi gülde, kimi dikenle yaşar
Kimi yokuşları dağla taşla aşar
Kimi düz yolda bile sendeleyip şaşar
Baba evladına koca bir ömür verirde
Evlat babaya ömründen bir gün vermez
Baba evladı için geceler boyu uyumazda
Evlat babası için vazgeçmez uykusundan
Baba evladı için çalışır usanmadan
Sessizce fısıldar geceler aşkın en kuytu dilini
Gözlerin hayalimden gitmez çeker içime beni
Ne kural tanır bu gönül, ne de yasak yolları
Ezber bozuyor varlığın, karıştırıyor akılları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!