Uzar tümce
kopar tümden
şair kalabalıkları suskunluğun,
matah bir şey vardı anda
kulbu kırık zamandansa
Sen iki parmağının arasında ışığı tutuyorsun
geceyi muntazam, hırkalarım gibi katlayıp
Evrenin genişlediği gibi büyüdük seninle
dışarı taşmadan kemiklerimiz !
Anlamda dağınıklık vardı
Görüntüde kafiye!
Süte bandırılmış bir lisanla,
düşünmek illetine saplı bir kama gibi
Şimdi dur, ben seni daha çok seveceğim.
Meğer sevilmek bilmemiş gözlerinin içine içine… Var mı destursuz?
İzin alacak halim mi var şu kalbin işi için?
Ne bir tanıdık lazımdır torpil dedikleri cinsten,
ne bir görücü usulü seramonisi.
Şehrin üstüne
bir basmakalıp şiirle yürüyorum
Aşk caddelerinin
ayrılık sapaklarına varacağına
ihtimal vermek için
Savaşa vardı daha,
Şiirler satranç oynar gibi yazılıyor
çelik çomak gibi okunuyordu
Bir kahpelik kokusu sinmiş oksijene
Ben bir yol tuttum gidiyorum diyeceksin
Virgülü kapan uzasın diye,
Noktayla gelen uzatma diye
Bakmayın
bir yıpranmış yaşmağın sorgulatacağı sabıra denk
derinliği sorgulanamayacaktır
hiçbir şiirin
Çünkü cümleleri az çok tanırım devrildiklerinde
... muhtemelen,
Picasso'nun aklını bilmem ama kalbine düştü ;
'Kanadın varken, uçmuyorsun' çıkmazı!
tren bacasından salınıyor bir leş kimya
bir yere varacakmış gibi bu ray düzeni
insan soluduğu ölümden de
koruduğu özünden de sınava tabii
ve susmak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!