Son kullanım tarihi geçmiş aynalara bakılıyor muhtemelen,
Ben çağıçelen bir ivmelenmenin ağzına tıkılı mantar
Sen bu 'acıdan' bakınca yeryüzün manzarası
Sarı, pastel, kehkeşan !
Ben, sabah ayazında kaptım şifayı
otuz beş yaşın ve elimde olanların,
elimde olmayanlar üzerinden tutulurken hesabı
yaşımı ikiye böldüm. Sen estin avaz avaz
yazdan kalma
çarptım, topladım, çıkardım
Susuyorum, bir şey bildiğimden de değil
Bir soru fazladan sorulmasın diye susuyorum,
Belki konu kapanırsa diye...
Şiirlerin susmuşluğundan başlamıştık konuşmaya, pusmuşluğundan
Ben sana tutulduğumda,
ki bu bir bilim mevzuu değildi,
güneşinki yahut ayınki gibi,
sen hissetmeden şehirler yıkıldı.
Ölüm kalımsız, gitgellerin el işi,
dev dalgalar, boğmadan tüm yoksunluğu giderdi.
Kimseyi incitmeden
bir şiir yazmak istiyorum aslında
Ne Yaradanı!
Şehir hep aynı,
Belediye ve kuşlar her yere sıçmakta...
gevrekçisinin sokağın tam orta yerine bağrışından
böğrü saçalı çok oldu
iki çakalla birkaç tilkiye
vacip mi vacip,
adı köşklerde koydu ıslak imzalı sersem köy çıbanları
Ay doğurur gök gece
bu pür sancıda
bu ahenk, bu mehtap da nesi
Parmaklar tektip kalem
çağın aygıtlarında aylak
Bu kaçıncı dünya savaşım?
Kaç saniye yaşadımsa o kadarıncı değil mi?
Şu emmare cephesi yok mu ah!
Şu melunlar cephesi...
yağmur yağarken, çocuk parklarında çocuklar yoktur ama seslerini bırakmışlardır orada, duyarsın!
Bağırıp dururlar şen şakrak
sabaha ayaza öğleye akşamüstüne...
hangi vakit döneceklerse oraya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!