Ben sevemedim şu istleri, izmleri oldum olası
ist de olamadım, izme de yaslanmadı kulunç içindeki şu sırtım
Mesela aşık oldum artı haneme yazarsanız
Oğlum oldu utanmadan hala utanmayı öğretiyorum ona,
Bir iş nasıl batırılır iyi bilirim de, nasıl parlatılır bilemem mesela, bilemedim gitti anasını satarım...
Son kullanım tarihi geçmiş aynalara bakılıyor muhtemelen,
Ben çağıçelen bir ivmelenmenin ağzına tıkılı mantar
Sen bu 'acıdan' bakınca yeryüzün manzarası
Sarı, pastel, kehkeşan !
Ben, sabah ayazında kaptım şifayı
otuz beş yaşın ve elimde olanların,
elimde olmayanlar üzerinden tutulurken hesabı
yaşımı ikiye böldüm. Sen estin avaz avaz
yazdan kalma
çarptım, topladım, çıkardım
Susuyorum, bir şey bildiğimden de değil
Bir soru fazladan sorulmasın diye susuyorum,
Belki konu kapanırsa diye...
Şiirlerin susmuşluğundan başlamıştık konuşmaya, pusmuşluğundan
Ben sana tutulduğumda,
ki bu bir bilim mevzuu değildi,
güneşinki yahut ayınki gibi,
sen hissetmeden şehirler yıkıldı.
Ölüm kalımsız, gitgellerin el işi,
dev dalgalar, boğmadan tüm yoksunluğu giderdi.
Av tüfeğiyle en az beş defa vurulmamış olanını arıyorum insanın
Yok!
İyi rol yapan çok, onlar tuzak
İyi yol yapan çok, onlar uzak
Kimseyi incitmeden
bir şiir yazmak istiyorum aslında
Ne Yaradanı!
Şehir hep aynı,
Belediye ve kuşlar her yere sıçmakta...
gevrekçisinin sokağın tam orta yerine bağrışından
Ben bir kar'a kürek
Sen bir dar'a yürek
Ben bir sana sürek
Sen bir bana durak
böğrü saçalı çok oldu
iki çakalla birkaç tilkiye
vacip mi vacip,
adı köşklerde koydu ıslak imzalı sersem köy çıbanları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!