Yaftalar bana,
yaftalar sana,
yaftalar bir şehre ve içinde yaşayanlara.
Yargılanıyorum, evet, sizin tarafınızdan!
Ben de sizi yargılıyorum hep!
benimle bir yol alan saç tellerim için de şükürler olsun
ki bir tane yoldaşı olmayan peygamber
geçmişken bu yeryüzünden
pörtleyen beyazlara da
o agnostik takılsın takılsın
Her fiil varlığını kanıtlamak derdine düşer insanı gördümü
İlk, ağlamamak gözlere ayıp gelir
Son, ölmemek bedene, ağır
Arası da yaşamaktır
O da insana sağır!!
Hatırlasana gençliğimizi,
dünya henüz işe koyulmadan biz...
Ne kadar da güzeldik!
Yaşar Kurt’un Alışamadım’ı kadar koyulaşırdı içimiz,
en fazla...
Sokağı dönünce karşısına çıkacak o eski tanıdığı değilim artık kimsenin
Güneş benim arkamdan parlıyor kolları sıvayalı, yalın ayak toprağa basalı
Maviliklere sürüyorum şu aklı
Yemyeşil çimenler üzerinden!
Ben yine Mu
Sen yine Atlantis
Ben mineralli çamur
Sen dumansız ateş
Zaman, bir deli gömleği sırtımızda;
içinden çıkması zor görünen bir mesele
Doğduğu an ölümü kesinleşen biz,
araya sıkışan omuzdaki el: zaman!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!