Ben kendimin şimdi kaldırıp da neresinden tutayım?
Çok gürültüsüz yaşıyorken hayatı neden kafama iniyor, şantiyeler gibi, şu yarım bıraktığım mısralar?
Ardımdan çok mu küfür ediyor da insanlar ben böyle nedenini bilmeden, nedenini biliyormuş gibi, uzun uzadıya uzuyorum aralarından?
herkesin elinde metre,
vahametle ölçüyoruz…
ölçüt değişiyor da, sözde;
kalenderlik mesela,
bahsetmiyor tek başına
I.
Bir hasattan geçiyoruz
Başımızda misli rüzgar
Gövdeye tüfekler dalıyor
çağın yorumu tüfekler
II.
Son şiirinin son mısrasında ölmüştü, dirilip...
Belki Kolombiyalı'ydı kendisi
belki bir pamuk işçisi,
dünyadan yana olmayan bir kalem gibi, örselenmiş postürüyle, belli ediyordu herkesinki gibi gitmeyişi!
“Bir halkın müziğinden elde kalan kafiye kadar , yollukta birikendir....
Ne hayallere nişan almış
epey yaşını almış
kırk falan tırt küsur adam
Şimdi
süngü makamından
tümü koskocamanmış gibi tezahür ediyorsa da
küçük küçük yaşıyoruz
ufak ufak ölüyor...
Bu yol bizi tutar, inan
Farklı bir yol olmalı sapan burdan,
biraz fikir üretmenin, aç tarlalarına!
Rakip takımdan zaman uyan
Bir kaç cambazın da sırtında aynı formadan
Ürün, yüzünü gördü göz insanın.
Derisi, sanayi tipi sıyrılırken, barkodundan
“etinden ziyade” diye bir türkü yükseliyor.
Vicdan saflarında müebbet,
kentli ozanların riskli dillerinden!
Bir ters kelepçe oyunuydu bekte pusan, puşt yüzyılın cilvesi
İçinden cüzzam fışkırdı kutsal olan rahme
Gelgelelim olmadı 'gene' , olamadı!
şuurda değilse de, şuura
Geceden de karanlıktı insan, gördüm
Yırtılan bir beyaz sayfaydır, doğudan, henüz duyulmayan çığlıklar
Kalemi oynatanlardan, hamuru inceltenlere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!