hep azalırken insandan değer
unuttuklarımla bir
hepsi Adem’den sonra
bir bir eksilen
kutsala ilişmese
'Pencere önü çiçeği yalnızlığımıza'
Yakasından gül damlardı gelenlerin...
Koyu bir cerahat tuttu sonra
vicdan sokaklarını.
Sirenler bizim için,
...sonra Yesrib’i yeniden inşa etti insan
ruhun derinliklerine
takas etti gözleri kamaşınca karanlığı
ticaret erbabları
Kaf dağımın gettosundan
çeyrek dönüm mutluluk ihraç ediyorum,
bir şehre benzemiyor ihtiyaçlarım
kemik seslerini yamaçlarda terk ettim
kan tadı baki dilimde, sıfır pozitif, günlerden geldim kurdum bu çiftliği
ehlileşiyorum.
Tandem olduk biz çekiyorken yükü
Senin olduğun kişiyi daha çok sevdim ben, vardığın yeri,
çektiğin sabrı sonra,
hep, yüzüne yaydığın gülüşü
Bu asırda
Aşk şiiri yazılamaz
Asır farkındalığın asrı
Şiiri 'Aşk' yazmış zati
Uzar tümce
kopar tümden
şair kalabalıkları suskunluğun,
matah bir şey vardı anda
kulbu kırık zamandansa
Sen iki parmağının arasında ışığı tutuyorsun
geceyi muntazam, hırkalarım gibi katlayıp
Evrenin genişlediği gibi büyüdük seninle
dışarı taşmadan kemiklerimiz !
Anlamda dağınıklık vardı
Görüntüde kafiye!
Süte bandırılmış bir lisanla,
düşünmek illetine saplı bir kama gibi
Şimdi dur, ben seni daha çok seveceğim.
Meğer sevilmek bilmemiş gözlerinin içine içine… Var mı destursuz?
İzin alacak halim mi var şu kalbin işi için?
Ne bir tanıdık lazımdır torpil dedikleri cinsten,
ne bir görücü usulü seramonisi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!