Şimdi dur, ben seni daha çok seveceğim.
Meğer sevilmek bilmemiş gözlerinin içine içine… Var mı destursuz?
İzin alacak halim mi var şu kalbin işi için?
Ne bir tanıdık lazımdır torpil dedikleri cinsten,
ne bir görücü usulü seramonisi.
Şehrin üstüne
bir basmakalıp şiirle yürüyorum
Aşk caddelerinin
ayrılık sapaklarına varacağına
ihtimal vermek için
Savaşa vardı daha,
Şiirler satranç oynar gibi yazılıyor
çelik çomak gibi okunuyordu
Bir kahpelik kokusu sinmiş oksijene
Bakmayın
bir yıpranmış yaşmağın sorgulatacağı sabıra denk
derinliği sorgulanamayacaktır
hiçbir şiirin
Çünkü cümleleri az çok tanırım devrildiklerinde
tren bacasından salınıyor bir leş kimya
bir yere varacakmış gibi bu ray düzeni
insan soluduğu ölümden de
koruduğu özünden de sınava tabii
ve susmak
benimle bir yol alan saç tellerim için de şükürler olsun
ki bir tane yoldaşı olmayan peygamber
geçmişken bu yeryüzünden
pörtleyen beyazlara da
o agnostik takılsın takılsın
Her fiil varlığını kanıtlamak derdine düşer insanı gördümü
İlk, ağlamamak gözlere ayıp gelir
Son, ölmemek bedene, ağır
Arası da yaşamaktır
O da insana sağır!!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!