İşte tam da şu dik açılar kesmiştir önümü
İşte işime ortak ettiklerim, gülüm gidişime...ihtimalime...
Tufuletten kemalata naylon faturalar kestiğim ruh
Gülüşüne bir paha biçiyorum,
Çok...
Ben ilk akıl terk
Bakışın yargılayınca derin
önden birer kadeh ölür müyüz
kalabalık olmadan?
cidden biz
bir farkını görür müyüz seninle
yaşayamamanın
ölememekten?
Kaç sigara içtim ben?
Ve bıraksalar, kaç sigara daha içerdim
sabaha karşı, fularını boynundan çözüp aldığım paketten?
Feyk tadilatlardan arda kalandım işte ben.
Kaç izmaritin kafasını ezdim kültablamda?
Tuz ve yaranın tebessümle kavuştuğu yerde döneceğim sözümden!
Kurusun, bir elin verdiğini diğerine okuyan şu zamane dil, güneşe müptela kılınmış incir gibi ...
Ve kapatılsın amentüden vazcaymış, saçı bir yöne taralı ipek tasmalı yayınevleri !
Biz savaşan ahmaklar,
sanat da yaparız
Bataklıkta boğulanımızdan çoktur
bahçe belleyenimiz
Ben kendimin şimdi kaldırıp da neresinden tutayım?
Çok gürültüsüz yaşıyorken hayatı neden kafama iniyor, şantiyeler gibi, şu yarım bıraktığım mısralar?
Ardımdan çok mu küfür ediyor da insanlar ben böyle nedenini bilmeden, nedenini biliyormuş gibi, uzun uzadıya uzuyorum aralarından?
herkesin elinde metre,
vahametle ölçüyoruz…
ölçüt değişiyor da, sözde;
kalenderlik mesela,
bahsetmiyor tek başına
I.
Bir hasattan geçiyoruz
Başımızda misli rüzgar
Gövdeye tüfekler dalıyor
çağın yorumu tüfekler
II.
Son şiirinin son mısrasında ölmüştü, dirilip...
Belki Kolombiyalı'ydı kendisi
belki bir pamuk işçisi,
dünyadan yana olmayan bir kalem gibi, örselenmiş postürüyle, belli ediyordu herkesinki gibi gitmeyişi!
“Bir halkın müziğinden elde kalan kafiye kadar , yollukta birikendir....




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!