Ben sana tutulduğumda,
ki bu bir bilim mevzuu değildi,
güneşinki yahut ayınki gibi,
sen hissetmeden şehirler yıkıldı.
Ölüm kalımsız, gitgellerin el işi,
dev dalgalar, boğmadan tüm yoksunluğu giderdi.
Ay doğurur gök gece
bu pür sancıda
bu ahenk, bu mehtap da nesi
Parmaklar tektip kalem
çağın aygıtlarında aylak
I.
Olduğumu kanıtlamak için kaybettim kendimi
hatırla
İlk aydınlıkta gör beni
sonra unutmuş gibi yap
Yosuna bakar gibi gözü, beyaz benekli kahve
Hangi yeşiller ödünç alındı
yahut çalındı ferden?
hangi karakola dalındı
hangi tezkere varken?
önden birer kadeh ölür müyüz
kalabalık olmadan?
cidden biz
bir farkını görür müyüz seninle
yaşayamamanın
ölememekten?
I.
Bir hasattan geçiyoruz
Başımızda misli rüzgar
Gövdeye tüfekler dalıyor
çağın yorumu tüfekler
II.
Ne hayallere nişan almış
epey yaşını almış
kırk falan tırt küsur adam
Şimdi
süngü makamından
Doğmayan güneşin sabahından günaydın!
Kaz tüyü yastık sevdalıları,
Ölülerin bir etkinliğe katılırcasına bir araya biriktiği kıtalar,
Ben çıkamayacağım bu gecenin içinden yarın sabaha
Ne güneş eksik kalacak ısım kaybolunca ne de rüzgar nefesim olmadan
Bir salise kadar hatırlanacaktır
Vın gelip tırıs gidişim
Ne birincisini ne de sonrakileri okumadan
Araya girmek gibi olmasın da
Yarım kaldı ağzımda laf
Nasihat dersen nasihat
Vukuat dersen
Attım, tut!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!