Issız kayalar sokağında;
Dircikler vardı, soluksuzca;
Islatçık, ekşicik, cansızcık, ışıkçık.
Derken;
Kömürcükler taşındı sokağa;
Kaplamıştı çiçek gibi;
Beyaz kar taneleri.
O gece, bulutları donduran;
Soğuk mu soğuk bir karayeldi.
Her şeyin farkındaydı;
Kırdığı kalpler dışında.
Çok kahrını çekti o kalpler;
İşte şimdi de oradalar;
Yeşil koltuğun ucunda;
Düşte gördüm;
Elinde bir kırmızı şemsiye vardı.
Her şey bulanıktı.
Yavaş yavaş açıldı.
Kırmızısı yaşama;
Karasına da bağlar.
Çiy,
Yaşama da toprağa da ağlar.
Bir kitap aldı;
Ortasında delik vardı.
Oradan etrafa baktı;
İnsanlar anladı;
Burnu ile deliği kapadı.
İki çocuk, biri kucakta.
Maaş tükenmiş, sonudur mayısın;
Yine gelir, dost akraba;
Neyse var, bahçede bir koruk.
Asılınır asmaya;
Düşünde bir gezegen;
Gündüzünde minik kalem.
Bindiği ışık zerresi;
Gittiği evrenin zirvesi.
Deniz;
Seni ne kadar özlediğimi bilemezsin;
Ne kadar özlediğimi.
Evin önü sal;
İskele bir;
Bu gece uyguryaya gittim;
Tabii ki hayalimde.
Sanırım eylülün başıydı.
Hava kararmıştı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!