Biliyorum;
Değnekle gütmedin onları.
Sağlı sollu kanatlarına;
Almışsın kuzularını.
Aynı yer, aynı insan.
Aynı an, aynı Lutesya.
Git gide kısalıyor mesafeler.
Nasıl oluyor öyleyse?
Bin bir renk, bin bir zaman.
Kördü yoksa görürdü;
Ayağının kırık olduğunu;
Konanların doyurmadığını.
Duymazdı da;
Boş olduğunu;
Yerkürenin çekirdeğine dokunmak istedi;
Demir mi nikel mi merak etmişti.
Önce magmayı deldi;
Enerji öncelik dedi;
Adı insanlığa hizmetti.
Tek kürekli sandal;
Bir gözü kıyıda;
Dolanır durur ufuklarda.
Zokasız misina;
Bir ucu avcıda;
Gölgende dingin günler geçirdim;
Serinliğinde kitaplar devirdim.
Arılar konardı çiçeklerine;
Tozların taşardı sepetlerinden.
Soramam;
Avcılar cirit atar aşağıda.
Günlerden bir tek o gün gelir;
Güneşte doya doya sarmallanırız.
Herkesten nefret ederek doğdu.
Önce;
Hedefine birilerini koydu;
Yetmedi başkalarını ekledi.
Kuzeyde Bir Fiyort
Gözümden yaşlar akıyor;
Sanma ki sana;
Soğuk, turuncudan maviye dönmekte olan;
Bir havada çok uzaklara.
Sarp mı sarp,
Ballı kayaya dizilmişlerdi.
En yaşlıları;
Gençler, yamacın solunu;
Diğerleri, sağını gözleyecek dedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!