Kokladı;
Kuyruğunu salladı;
Yüzünü yaladı;
Gözünden;
Bir yaş damladı.
Bir çatırtı oldu;
Kaya gibi dağ ikiye yarıldı;
Yanal atılımlıydı.
Yarıktan aşağıya düştü insanlar;
O güzel insanlar.
Madde, enerji;
Dönüşür bir biçimden diğerine;
O sonsuz harikalar döngüsünde.
Tek bilebildiğimiz bize gelen ışıklar;
Onlar da sezgimize ters gelseler de;
Kuetta metrelerce uzakta olsan;
Gün gelir kavuşuruz.
Kuekto mesafe koysan;
An gelir sokuluruz.
Ah o epsilon fark yok mu ah!
O kadar büyük;
Kalbi vardı ki;
Beyni kendine yer aradı.
O kadar büyük;
Aşklar yaşadı ki;
Bardot ile denize girdik;
Capri küçük marinada;
Aynı koy farklı anda.
Sonra teleferik;
Gün batımında;
Eminönü Karaköy arası bir kafes.
Onlar farkında değil;
Haliç ağlıyor.
Gözler, can burun kara boncuk;
Arındık, toprağı kazırcasına;
Çiselese olmaz mıydı?
Yavaşça giderdik anılara;
Temizlenen deneyimlerin pası hala paltomuzda.
Kuvvetli bir akıntı;
Soğuk mu soğuk;
Her şey akıyor geriye;
Ben yüzerken ileriye;
Kleopatra kumsalından;
Batıdaki Sakız adasına.
Parlayan aynalardan;
Mavi bir ormandayız.
Martılar uçuşur üzerimizde;
Balıklar kök salar kalbimize.
Yapraklara eşit dağılmış aydınlıklar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!