Söz ve rengin çilecisi;
Kederin sanata izdüşümcüsü;
Sızan hüzmelerin dilencisi;
Sonsuz özlemlerin kölesi.
Senin için, ıssız bir aydınlık;
Güneş aynı güneş;
Gün doğumu, batımı.
Venüs aynı Venüs;
Hem sabah, hem akşam yıldızı.
Baharda leylekler geldi, kondu kalplerimize;
Yeşerttiğimiz bahçeler sundu ilk börtü böceklerini;
Sarıya dönmeden yapraklar, yavrularını alarak göçtüler Nil’e.
Seneye yaz kurak geçti, iki kızıl gagalı geldi yerlerine;
Kum gibi çoğaldılar, toprak alt üst, yeşillikler yok oldu;
Kente geleli beş yıl olmuştu.
Semt pazarında köylüsüne denk geldi;
Yüzlerinde gülücükler açtı;
Gözler çakmaklaştı.
Guguk Kuşu ve Ötücü Kuşlar
Gugukçuk;
Teslim eder yavrularını;
Ötücü kuşlara.
Onun yaşam mücadelesidir bu.
Gülücükler açardı yüzünde;
Çökseydim dizine;
Gülün dikenini dilime.
Şarkı beyaz der, oysa mavi bir saten üzerinde kırmızılı geceler;
Danslar an gelir yavaşlar, saran kollar heyecanı yine de saklar.
Ağustos sonu bu, kitaplar açılmaya yüz tutar;
Kalpler yaz başı umutlarına dalar.
Bir duygu uçurdu beni;
Kanatları öyle güzeldi ki!
Uçmanın kendisine;
Uçabiliriz fikrine;
Usta işi teleklere;
Deniz ıslak;
Kaldırımlar ıslak;
Sevinç gözyaşları ıslak.
Göklere uçarlar özgürce;
Gözlere dolarlar sevgiyle;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!