Akıl yazdı önce;
Tek kelime.
Ona dört çember ekledi;
Sürdük tarlaları.
Bir düştü;
Her gün yinelenen.
İçinden çıkamadığımız;
Kimseye söyleyemediğimiz;
Bir daha düşe de gelmez diye;
Doğar, yürür, koklar, yüzer giderim;
Kozalağa girer çimlenerek dönerim.
Olur da istenmezsem çeker gider;
Kelebek olur yine geri gelirim.
Mavileri giydiler;
Kondular bir sonbahar ağacının dallarına;
Gagalar karayel;
Kuyruklar keşişleme;
Serçelerle paylaştılar duygularını;
Bir daha hiç ayrılmadılar;
Gökyüzü eşitlikçidir örneğin.
Yer altı da öyledir;
Ama orada eşitlik;
Olmasa iyidir.
Begonvile Övgü
Aralık geldi her yere;
Çiçeklerinse capcanlı, farklı bir bahardasın.
Sararan otlar çınar yapraklarını kırmızıya dönüştürdü;
İçimi yıkasalar;
Akşama kirlenirim.
Mutluluk aşılasalar;
Sabaha kederlenirim.
Saçları altın sarısıydı;
Kunduracıda tezgahtardı;
Bir Almancı ile tanıştı.
Almancının annesi uygun görmedi.
Köprüde bir rüzgarlık gördüm;
Arkamdaki gençler sordu bana;
Köprünün ucundakilere de ben;
Ardından;
Vedalaşabileceğim ceketlerle çıktım sokaklara.
Gürgenden iskelet, güverte, kürek;
Kaplanmış bez, bezir, yağlı boya;
Dal, çık, yüz, kürekle gün boyunca;
Ana çağırır yemeğe, havlu balkona.
Ahtapotlar kaçar, saklanır kayalara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!