Üst kattaki çocuk;
Koşturmuyor artık.
Alt kattaki gençler;
Tartışmıyor artık.
Tipide kalmış bizonumsun;
Kırda seken ceylanımsın;
Kekliğe kıyamayan canımsın.
Yer, gök balımsın;
Gönlüme konan turnamsın;
Vurdulu kırdılı romanlar severiz;
Kahramanlarımız herkesi döver.
Seyirliğin ikinci perdesi açılır.
Umutsuz eğilim fark edilmek ister;
İki arkadaş.
Biri 13, diğeri 14 yaşında.
Bir sahil kasabasında;
Yazın denizin içi;
Kışın kıyısında.
Çabaladı erdi sonunda;
Oldu kafesi kabusunda.
Koştu, geriye bakmadan;
Yeni bir sınırın şafağına.
Bazen derdin ki;
Bu imgeyi sen yarattın bana.
Yok anam öyle değil gerçek;
Öyle değil asla;
Hangi şiiri yazsam;
Bir mutlak denge isteriz;
Ekonomik toplumsal düzenlerde.
Unuturuz kararlılığı, bir değişkeni;
Öneririz türlü türlü kuramı.
Akağaç yapraklarını erken dökmüş;
Sanırım inciler aç yatmasın diye;
Çöpçüler şarkı söyler dökülenlere.
Peki, sonbahar şiirlerime ne olacak?
Onlar da uysun yeni mevsime;
Afacan derslikte, kalbi atar bilyede;
Okuldan çıkışta, önlük gider eve;
Çelik çomak, Suzi de arkadaş;
Baş öğretmen, bizim güniz sokak.
Ancak, babanın yanında çıkar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!