Anladım ki;
İnsan doğaya;
Anası yavrusuna;
Yavrusu anasına aşık.
Gerisi;
Döndü yine sararan otlar zamanı;
Ama sen görünmedin semalarda.
Biliyorum kanatların henüz onmadı;
Belki hiç dönmeyeceksin zamana.
Hiç umut biter mi?
Gecenin 1’inde, hiç biter mi?
Sabahı beklemeden biter mi?
Şafak tam sökecekken biter mi?
Yayılmacılar, laleler diker kentlerine;
Kırmızı güller yetiştirirler, diğerlerine;
O kadar nazik, kibardırlar ki;
Gül dağıtmak için yayılırlar tüm Dünya’ya.
Kimisi anlamaz, nankörlük eder;
Bilmediğin coğrafyalar;
Hiç gülümsemediğin insanlar.
Farklı mı hilalin dolunaya dönüşü?
Ya güneşin sessizce terk edişleri?
Yara almış çınar;
Gözyaşları kanar.
Mantarlar üşüşür;
Reçineler salgılar.
Yelkovan yorgun, yavaşlar;
Oğlan, kız kolundalar;
Yamaç, karşısı deniz;
Bilim, felsefe, ardıç;
Heyecan, dostluk, umutlar.
Söylevler dinledim, anlam yok.
Gözler gördüm derin, söze gerek yok.
Düşünüp duranlar bilirim, eyleme cesaretleri yok.
Eylemden eyleme koşan bulunur, durup düşünecek fikir yok.
Adaya kaçar;
Gördüğü bir kehribara aşık olur;
Aşkını anlatacak kimse bulamaz;
Kehribarı bırakır kente geri döner.
Bulduğu herkese aşkını anlatır;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!