İstanbul'a
.
ZAMANLA OYUN . . .
İstanbul’a
.
/şehirleri yaşatanlar, o şehirle yüreklerinde aşkı yaşayanlardır/
1 HAZİRAN 1950 ‘den beri
Küçük dünyamın etrafında bitiş çizgisine doğru atılmış
‘üçyüzaltmışbeş adımlık- tam 72 ’ tur …
Dile kolay …
Ama DUR komutu gelmeden durmak yok., o halde adımlamaya devam .,.
Bakalım o komut gelmeden ., ZAMAN MUMU sönmeden bir tur daha atabilecek miyim…
ESKİCİ DÜKKANININ kıyısında-köşesinde bir oyuncak..
ZAMAN TÜNELİ TRENİ . . .
.
Çocukluğumu., altından geçen trenin saldığı., kömür ve is kokulu buharlar arasında kaldığım tahta köprü üstünden uğurlarken., kendimi de o trenin üçüncü sınıf kompartımanına kaçak yolcu olarak saklanmış buluyorum… Fonda yaşam boyu yürek titretecek bir masal melodisi…
Ve o melodi eşliğinde yaşam boyu sürecek bir yolculuk… Kimi zaman eğlenceli yemyeşil kırlarda koşar gibi., kimi zaman arkasına denizi saklayan alçak tepeleri aşıp-yüksek dağlara tırmanırcasına…
Ya da öyle varsayarak…
ÇOK ŞÜKÜR YAŞIYORUZ . . 2024 karşılama yazısı...
.
Noel Baba'da bu yılbaşı öncesinde., bacalardan bırakacağı hediyeler
için torbasını doldurmak amacıyla ve bütün iyi niyetiyle çarşı-pazar
dolaşıp alış-veriş yapmak istedi...
Ama sabahtan akşama dolaşıp., Avrupa'dan sonra., bütün dünyanın
ÇOK ŞÜKÜR YAŞIYORUZ . . 2024 karşılama yazısı...
.
Noel Baba'da bu yılbaşı öncesinde., bacalardan bırakacağı hediyeler
için torbasını doldurmak amacıyla ve bütün iyi niyetiyle çarşı-pazar
dolaşıp alış-veriş yapmak istedi...
Ama sabahtan akşama dolaşıp., Avrupa'dan sonra., bütün dünyanın
-Çocukluğa veda sonrası-
.
Gidilecek yol kalmaz ya da sen bulamazsan bil ki zaman durmuş., suyun ısınmış demektir…
Sonuç ya kötü sürpriz ‘yürek enfarktı’dır., ya görünmez kaza., belki gerekçesiz intihardır…
Ama “bir ihtimal daha var” ki ölmek dışında., o da ‘meşaleyi alıp eline güneşe yürümektir…
.
20 Kasım-UNICEF Dünya çocuk hakları günü..
.
Çocuk odasının tavanındaki yüz mumluk ampul yandığı zaman güneş doğuyor., söndüğünde gece bastırıyor ve komodin üstündeki abajurun içinden ay doğuyordu...
Çocuk odasının içindeki tren de işte tam bu saatte hareket ediyordu...
Çocuk odasındaki tren o gece garda bekleyen yolcuların hiç birisini almadan yola çıktı...
Çocuk odasının tavanındaki yüz mumluk ampul yandığı zaman güneş doğuyor., söndüğünde gece bastırıyor ve komodin üstündeki abajurun içinden ay doğuyordu...
Çocuk odasının içindeki tren de işte tam bu saatte hareket ediyordu...
Çocuk odasındaki tren o gece garda bekleyen yolcuların hiç birisini almadan yola çıktı...
Sert plastik kokulu dağların arasından., mavi muşambadan yapılmış göllerin kenarından., tahta köprülerden geçti... Hemzemin geçitlerdeki kontrol memurları gibi hareketsiz ama lastik yumuşaklığında ve yemyeşildiler tren yolunun kenarına sıralanmış ağaçlar...
O gece gardaki yolcular arasında bekleyen bir çocuk., kendi evinde tren yolunun kendi evindeki odanın içinden geçmiyor olmasının acısı ile iç çekiyor ve kendini almadan giden bu trene elini uzatıp tutamayacak kadar ve uzaktan bakıyor ve ağlıyordu...
.,
-erimeler
.
çocuk..,,
buz tutmuş cama yapışan kar tanelerine bakarken., içini çekerek
sen misin ‘yarın’ dedi içlerinden birine., o kar tanesi gibi üşüyerek
gözünü alan kristal., yangın alevinden kaçmış kıvılcım gibi parlaktı
Gene böyle bir cumartesi sabahı ve biz saklanmamış heyecanlarımızla baharı karşılıyorduk...
Daha dün gibiydi…
Sarı henüz sararmamıştı ve pembelerin kırmızıya., mavilerin laciverde dönmediği taze günlerdi…
Daha dün gibiydi…
Güneş sabah serinliğinde üşüyordu., ellerimiz üşüyordu., sıcak olan yüreklerimizdi…
Daha dün gibiydi.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...