Arabanın arka koltuğuna şöyle rahatça kuruluyoruz...
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var... Kolumuzu da atmışız omzuna... Öylesine keyifli bir yolculuk işte...Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen yolları., sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...
Kimi zaman çukurlar., kimi zaman kasisler üstünden., korunaksız yol kenarı uçurumlarına tekerlek teğeti ile geçerken biliyoruz ki önümüzdeki her dönemeçte bambaşka güzellikte bir manzara ile göz göze geleceğiz... Bunu bildiğimiz için aldırmıyoruz başımızın
tekerleğimiz her çukura girdiğinde tavana değmesine,, sadece gülümsüyoruz., ayırmadan ellerimizi birbirinden...
ASANSÖR – yeni yıl özel
Eğer günümüzün şiddetli teknolojik gelişim rüzgârları o zamanlarda da böyle esiyor olsaydı “ağır-ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” diye başlar mıydı o güzel ve anlamlı şiirine Ahmet Haşim… Hiç sanmıyorum…
Hemen ilk adımımızın önünde kapılarını sevgilinin kolları gibi açmış kişiye özel bir asansör bizi beklerken kim ucu-sonu belli olmayan merdivenlerden ağır-ağır da olsa çıkmayı dener ki…
AŞIK ISLATAN DÜŞLER
Uyku içi bir Beyoğlu düşü…
.
mesela seninle kol kola., o güzel başını da yaslamışsın omzuma
bir düş yolculuğuna çıkıyoruz., yorganımı çeker çekmez başıma…
. ,
Bu şiir. . ;
En ucuz köşede unutulmuş bir bacağı sakat eski tahta masa ile üstündeki teneke tablada kendi kendine yanıp küle dönmekte olan sigaranın çekilmemiş son nefesidir …
Takılacağı saçı beklerken üstüne meyhane dökülmüş kırmızı karanfille., çeperini anason tadı sarmış boş bardağın., efkarın sarhoşluğa dönüş halini göz göze seyretmesidir …
Akşam alacasının renklerini sildiği yorgun bir şemsiyenin ıslak gölgesine sığınan., nefesini kaybetmiş rüzgarın sürüklediği yağmur damlacığının o kupkuru çaresizliğidir
bence ., ilk olmadığı için ilkbaharın 'doğru' adı yazbahar... ,
son olmadığı için de sonbaharın 'doğru' adı kışbahar'dır...(ç.ç)
.
.
güneş yeni batmış., gölgeler düşmeye başlamış üzerimize
diyelim ki., sular yavaşça çekilmiş olsun ayak uçlarımızdan
En uzun mevsim AŞK mevsimidir…
Kimi zaman bahar dallarında tomurcuk olur
Kimi zaman yaz sıcağında mecnun edip kavurur…
Kimi zaman hüzündür sonbahar dalında son yaprak gibi
Kimi zaman kar yağdırıp buza çevirir yürekleri
İşte sonunda bitti dersin ama bitmemiştir
AY ÇARPMASI GİBİ
.
Sıfır derece meridyeni titriyor sanki…
Önce batıdan çekiliyor bir yana, sonra doğudan öteki yana
yüreğim çıkmadan yerinden, bir çocuk fırlıyor içimden
başlıyor zamanın saat kulesine tırmanmaya
Bugün bir çocuk bahçesinin önünden geçti yolum…
Çocukluğumuzun zincirleri paslı., tahtaları boyasız salıncaklarının., tahterevallilerinin yerini rengarenk boyalı benzeri oyun araçları almış ama hepsi bomboş…
Ve o şen seslerin yerinde de alabildiğine suskunluk…
Oysa içeride kızlı-erkekli onlarca çocuk var…
Bazıları banklara oturmuş., bazıları da yemyeşil çimenlere uzanmış…
Ama hepsi birbirinden habersiz., hepsi sessiz...
Bil ki bir gün bir kuş gelip konar., kuşlar bulvarında kuru bir ağaç dalına ...
Belki o gün işte bugündür canımın içi...
O kuş konduğu zaman o kuru dala
Bil ki benim bahar güllerim açar yüreğimin bağlarında ...
Bu bir türküyü aynı anda .,seninle hem çalıp- hem söylemektir
Uzaklardan ., çok uzaklardan da olsa .,
Çocuk telaşla kapıdan içeri girer… Elinde iki küçük kömür tanesi vardır…
Annesine seslenir .. :
---Anne bak ., yolda buldum… Bir kardan adam gözlerini düşürmüş olmalı .., yolda buldum…
. ,
Annesi sobanın içinde geceden kalma ateşi üfleyerek canlandırmaya çalışırken duydu oğlunun sesini… Belini tutarak doğruldu …,
Önce oğlunun avucunda tuttuğu kömür tanelerine baktı ., sonra da yan gözle sobaya…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...